»

OZAN ALİ KIZILTUĞ

TÜRKÜ SÖZLERİ

Acele etme gönül sonunu bekle
Bakarsın bu devran ne yana döner
Mazilere dalıp ali üzülme sen de
Bakarsın bu devran ne yana döner

Bülbüller sustu mu kargalar öter
Makamdan bilmeze o bile yeter
Bu karlar da yağar bu kış da biter
Bakarsın bu devran ne yana döner

Yorulmuş kemanım menzile yetmez
Buruk çalmayınan bir adım gitmez
Kara kış kapatır el ayak tutmaz
Bakarsın bu devran ne yana döner

Kızıltuğum vefa olur mu elden
içme suyu olmaz bulanık selden
Seni unutanlar hatırlar birden
Bakarsın bu devran ne yana döner

Elden sakladığım bunca dertleri
Birer birer diyeceğim ahım var
Alıp da veremediğim çerezleri
Avuç avuç yiyeceğim ahım var

Beni dertli etti gencecik yaşta
Gelsin gülsün oynasın be kara yasta
Duysam ki hayırsız çok ağır hasta
Karşısında güleceğim ahım var

Yıllardır dinmiyor gözümün yaşı
Bana zehir etti ekmeği aşı
Ona sakladığım kutlu kumaşı
Dilim dilim dileceğim ahım var

Felek düven oldu Kızıltuğ harman
Sürüyü sürüyü benden çıkmıyı saman
Ben de muradıma erdiğim zaman
Bu sazımı kıracağım ahım var

Dünyamı kararttın ömrümü yedin
Daha benden alacağın kaldı mı?
Dallarımı kırdın güllerim yoldun
Daha benden alacağın kaldı mı?

Söktün bağlarımı yerle bir ettin
Geldin gittin üzerimi yol ettin
Kocattın eskittin belimi büktün
Daha benden alacağın kaldı mı?

Sende benim gibi gazel olasın
O tatlı canından bezen olasın
Bana ne verdin ki geri alasın
Daha benden alacağın kaldı mı?

Kızıltuğ’um yine ummana daldım
Bir vefasız için kavruldum yandım
İliğimi söktün yar canımı aldın
Daha benden alacağın kaldı mı?

Verdin malı mülkü derdi barabar
Al bu malı mülkü sen başına çal
Neylerim sarayı da neylerim köşkü
Gönlüm şen değil ki al başına çal.

Neydiyim de şu feleğe neydiyim
Olanca fitneliği ben mi ediyim
Kurtlu çökeleğe hasret gediyim
Yaylayı koyunu kuzuyu tuluğu al başığa çal.

Nedense başımın dumanı gitmez
Bin bir çiçek bitmiş bülbülüm ötmez
Bir liralık ekmek alıyım yavruma yetmez
Sulu tarlaları al başına çal.

Neyledin felek bana neyledin
Her acı sözünü bana söyledin
Bu yaşta Ali'yi dertli eyledin
Gayrı neye yarar ki KIZILTUĞ'u da al başına çal.

Boş gam çekersin divane gönlüm
Yiğidin ardında dağcı çok olur
Alacakargaya kimse taş atmaz
Kekliğin peşinde avcı çok olur
İşitme Ali aldırma Ali

Bir kibrit ateşe vermiş ormanı
Kötü söz çıkarmış söylemiş gelir zamanı
Kesilir mi yüce dağların dumanı
Eser acı poyraz kışı çok olur
Elbet üşüme Ali aldanma Ali

Yiğidin peşinde gezer kötüler
Elden bir şey gelmez bolca zemmeyler
Tavuk kümesini bozar tilkiler
Aslan geldi diye sözler çok olur
İşitme Ali söylenme ali

Götürmeyin beni zaten yorgunum
Ben barışmam adilere dargınım
Yeter ki sen doğru ol sen he KIZILTUĞ'um
Aşığın peşinde sözler çok olur
İşitme Ali aldırma Ali

Sen gittin gideli deliye döndüm
Her gün gözyaşlarım dökerim ali
Ana bacı gardaş bilmez diyorlar
Duydukça içimi çekerim ali
Ana bacı gardaş bizde yoğumuş
Duydukça boynumu bükerim ali

Seni sevenleri yaralı dertli
Şu elin zalımı bizden kıymetli
Keramet sahibiydim güçlü kuvvetli
Yoksa bir kul idin öldün mü ali

Zalım katlimize yazmış fermanı
Daha tüter o tellerin dumanı
Geleceksen di gel tam da zamanı
Yoksa ikrarımdan dönerim ali

O zalımın zulmü bizi yakarsa
Bizi yakıp da karşımızdan bakarsa
Ahirette de elimiz boşa çıkarsa
Tutar zülfükarı kırarım ali

Kızıltuğ’um pire meyil bağladım
Yıllar var ki için için ağladım
Can boğaza geldi küstüm söyledim
Yine senden özür dilerim ali

Koyunsuz kuzusuz yaylayı neydem
Lale çiçek kokan bizim o dağlar hep senin olsun
Bir fidanım yok ki burda bir gölgesi ola
Dalları kırılan felek şu bağ senin olsun

Bir gün beyler gibi gardaş bir sarık sarmadım
Bir gün eğlencede tövbe bir bardak almadım
Yaşım otuzu geçti gitti de murat almadım
Sekseninden sonra felek o yar senin olsun


Oturduğum evi görsen bir örenden beter
Her gece bir zalim baykuş bacanda öter
Kapısız bir evde zaten çul bana yeter
Halı kilim ipek kumaş yün senin olsun
Al senin olsun hep senin olsun

Bu dünya fanidir gurban kimse eylenmez
Azrail geldi mi gardaş torpil dinlemez
KIZILTUĞ öldükten sonra da türkümü söylemez
Başığa çalına felek al bu saz senin olsun

Seher yeli bizim ele gidersen
Gül yârime uğrayasın aman ha
Çok olur bizim dağların boranı kışı
Güllerimi soldurmaya aman ha

Zalim düşman dolaşıyor peşime
Yaş yerine kan doldurdu gözüme
İnanıp da onun bunun sözüne
Bellerini sardırmaya aman ha

Seher yeli uğrayasın gurbanım
Ben de geleceğim yoktur dermanım
Akşam sabah hanesinde mehmanım
Ellerine kına yaksın aman ha

Evcük yapsın yollarımda aynasın
Bazı bazı KIZILTUĞ'um söylesin
Verdiğim amanatları iyi saklasın
Ona buna dağıtmasın aman ha

Gurbet ellerinde adresi kayıp
Ona buna sorar sorar bulurum
Gündüzleri olsa geceler gibi
Yıldızları sayar sayar bulurum
Arar arar bulurum
Sorar sorar bulurum
Ben gülümü bulurum 
Ben dudumu bulurum

Ahi bülbül gül dalına konmasa
Bilemedim bu sevdada ne varısa
Paran yok diye vesayitlar almasa
Yüce dağlar yaya aşar bulurum
Arar arar bulurum
Sorar sorar bulurum
Ben gülümü bulurum 
Ben dudumu bulurum

Bilemedim yar gönülde ne varışa
Ahi bülbül gül dalına konarsa
İnsanoğlu köle gibi satılsa 
Korkma KIZILTUĞ’u satar seni bulurum
Arar arar bulurum
Sorar sorar bulurum
Ben gülümü bulurum 
Ben dudumu bulurum

El kadar gönlümün elinde kaldım
Bir gün bir kayadan atacak beni
Her gün başka başka dala konuyu
Bir gün ataşlarda yakacak beni
Beni beni beni beni yakacak beni

Bazı sever okşar bazı darılır
Yar sevmekten ne o ne osanır yorulur
Su bardağı su yo su yolunda kırılır
Bir gün beş kuruşa satacak beni
Su bardağı su yo su yolunda kırılır
Bir gün ataşlara yar yar yakacak beni
Beni beni beni beni yakacak beni

Bazı sıla ister ister bazı gurbet el
Bazı durgun bir göl hay hay bazı coşan sel
Bazı açık hava hey dost bazı esen yel
Bir gün bir çalıya gardaş takacak beni
Beni beni beni beni yakacak beni

KIZILTUĞ duman çökmez engine
Behey gönül düşen var mı dengine
Bir yar yetmez mi de hay hay candan sevene
Deliler içine hay hay katacak beni
Bir yar yetmez mi de yar yar candan sevene
Bir gün ataşlarda hay yakacak beni
Beni beni beni beni yakacak beni


Ayırdılar beni yardan
Yollar uzaklarda kaldı
Yar diye bana sarıla
Kollar uzaklarda kaldı

Hayalimde bir bayrakta
Güller açmıştı yanakta
Tatlıydı baldan kaymaktan
Diller uzaklarda kaldı

Bazı önüne dökerdi
Bazı omuza dökerdi
Eğilip aliyi öperdi
Saçlar uzaklarda kaldı

Geyinmiş kuşanmış da ne güzel olmuş
Gelin gideceğin yolun bahtılı
Elinde bohçası gezer derede
Gülüm çimeceğin gölü bahtılı

Yârim yücelere çekme göçünü
Yüceler de yel dağıdır saçını
Hangi terzi aldı senin ölçünü
Elindeki makaları bahtılı

Ne fikrimi koydun ne de aklımı
Ne ekmeğim koydun ne de tahılını
Her lisan bilirsin nerde okulun
O ders veren hocaları bahtılı

KIZILTUĞ’um böyle yazmış fermanlar
Yar aşıknda dizde yoktur dermanlar
Koynuna sığmıyor turunç memeler
Üstündeki düğmeleri bahtılı

Şu saltanat hırkasını
Giyen giyene bakalım
Fakir köylünün hakkını
Yiyen yiyene bakalım.

Tarla eski vergi teze
Kim acıyor halimize
Parça parça elimize
Gülen gülene bakalım.

Köye gelmiyor ebeler
Anasız büyür bebeler
Çocuk yüzünden gelinler
Ölen ölene bakalım.

KIZILTUĞ'um yollar uzak
Gedilir mi yalın ayak
Birbirine demir tuzak
Kuran kurana bakalım.

Mursaldan çıktım Hekmeye doğru
Bir gelin yavruma çalıyı nenni nenni nenni
Dedim nerelisin dedi mursallı
Bacı yoldaş olak mı şu yollarda barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Bende çıktım Baydığın'ın düzüne
Sorma kardaş Yârim asker hiç gelmiyi ki izine
Gurban olam nolur omuzundaki sazına nolur gardaş
Sen çal ki bir ben ağlayam barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Vallah bacım bu sazımda yoktur tel
Gel kol kola gidek sanma beni el
Eğer yakın ise gideceğin yer
Nolur Tarlayaca  ben götürem seni barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Sağol gardaş sağol yaylacılar gelirler
Olmaz olsun görürlerse yanlış bir şey sanırlar
Ah yârim asker gardaş ona mektup yazarlar
Ben gitmem ki seniynen de barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Bir telini vermem dünya malına
Her gelin de böyle sadık durmaz ki yârine
İşte ben Ali'yim kız ağlama gel yanıma
Gayri mezaraca ben seniynen barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Oy sen miydin KIZILTUĞ’um of
Nolur gel geri dönek bu dağdan
Beni de kınamayasın Ali ALi
Aylar yıllar geldi geçti aradan
Benim muradımı verdi yaradan
Gel haksız gel bir ağlayak şu yollarda barabar
Barabar barabar barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek barabar

Gedin söylen vefasıza soysuza
Ölenece ben o yarla barışmam
Dönüp bakmam ikrarsıza nursuza
Ölenece ben o yarla barışmam

İkrarsızmış
Vefasızmış

Güz gelmeden duman sardı dağımı
Yağmur sandım dolu vurdu bağımı
Zehir zıkkım etti gençlik çağımı
Ölenece ben o yarla barışmam

O yar ben kara günde terk etti
Saraylarım yıktı yerle bir etti
Ben yanarken söndürmedi seyretti
Ölenece ben o yarla barışmam

Kızıltuğ’um o günleri ararım
Onun olsun saraylarım hanlarım
Mazileri hatırlarım ağlarım
Ölenece ben o yarla barışmam

Bugün seyran ettim bizim elleri
Karga muhtar olmuş köyü beğenmez
Arabı Ermeni zazaca dili
Oturmuş meclise Kürt'ü beğenmez

Tersine akarmış fesat ırmağı
Kibirden gelirmiş onun kaynağı
Vücudunu yara etmiş tırnağı
Uyuz da oturmuş keli beğenmez

Haram lokmayı havada kapan
Helal lokmasına haramlar katan
Bir fareden korkup yedi yıl yatan
Ulan korkak da oturmuş merdi beğenmez

Bilemedim kim kötüdür kim iyi
Merkep diye satıyorlar deveyi
Bir kuru tahtaya vuramaz çivi
Şeytan işi der de feni beğenmez.

Bunda yalan var mı ağalar beyler
Ozanlar her zaman doğruyu söyler
Eli kulağa atan bir türkü söyler
Kimisi de KIZILTUĞ’u beğenmez

Goca dünya elbiseyi değişti
Hangi kumaş geyindiği bellisiz
Bu hanın sahibi nerde uyuyor
Kim geliyi kim gidiyi belirsiz.

Hanı evliyalar hani ya derviş
Dünya benim diyenlerden kim kalmış
Müşterisi ayık bakkalcı sarhoş
Kim satıyı kim çalıyı belirsiz

Kitabı yok kalemi yok defteri yok
Feleğinen konuşursan hesap çok
Bir şehiri var ki gidip gelen yok
Kim ölüyor kim yaşıyor (kalıyor) bellisiz

KIZILTUĞ'um bu sözlerin söylenir
İlim bir çocuktur bir gün dillenir
Kiminle konuşsam aklın beğenir
Kim akıllı kim delidir bellisiz

Sellere yalvardım götürmediler
Denizden kum dedim getirmediler
Ağrılar sızılar yatırmadılar
Ben bu derdi ölenece çekerim

Dağlara yalvardım yol vermediler
Rüzgâra yalvardım yön vermediler
Bülbüle yalvardım gül vermediler
Ben bu derdi ölenece çekerim

Kalmadı cihanda el kadar yerim
Ne lokmana ne tabibe giderim
Kızıltuğ kaderin değişmez senin
Ben bu derdi ölenece çekerim

Müjde müjde bizim avrat
Ben dayreye memur oldum
İlk hedefim bir gravat
Ben dayreye memur oldum.
Duydun mu duydun mu
Yar duydun mu duydun mu

Garı dedi bana altın
Bacağıma da naylon pantol
İşçi değil memur oldun
Bizim herif memur olmuş.
Duydun mu duydun mu
Yar duydun mu duydun mu

Ağa deli koltuk teze
Derdimi söyleyem size
Garı benden de geveze
Ben dayreye memur oldum.

Elektrik su parası
Gitti maaşın yarısı
Öbür aya kaldı evin kirası
Güya bizim herif memur olmuş.
Duydun mu duydun mu
Yar duydun mu duydun mu

Emekliye sigortaya
Ne kaldı ki geriye
Radyo taksit ev kiraya
Bizim herif memur oldu
Duydun mu duydun mu
Yar duydun mu duydun mu

Soba yoktur ev soğuktur
Parasız gelir mi doktur
Çorabının altı yoktur
Hele şuna bakın
KIZILTUĞ'um âşık olmuş.
Duydun mu duydun mu
Yar duydun mu duydun mu

Boynum bükük bağrım delik
Sendolasın benim gibi
Ettin bir yaralı geyik
Sendolasın benim gibi

Bu dağdan o dağa göçer
Gül yerine de diken biçer
Gece bile de kalkıp içer
Sendolasın benim gibi

Benim gibi de yanmış kerem
Koymadın vademnen ölem
Kızıltuğ’u da ettin verem
Sendolasın benim gibi


Varıp gideceğim gine baba yurduna
Benim o ellerde çok alacağım var
Orada tutuldum yar gönül derdine gidem
Benim o yurtlarda çok alacağım var

Ayağıma diken batar ağlardım
Kayış yoktu bele sicim bağlardım
Bulandık suyuydum deli çağlardım gidem
Benim o ellerde çok alacağım var

Köyün sığırını babam yayardı
Yedi gardaş aldığıyınan doyardı
Odaya girdikmiydi dayım guvardı
Benim o dağlarda alacağım var
Orada görmedik baharı yazı
Orada görmedik ördeği kazı

Fakir diye vermediler sevdiğim kızı
Benim o köyümde çok alacağım var
Kızıltuğ’um dönüş oldu geriye
Şimdi bakıyorum da gardaş nerden neriye
Çekeceğim kafayı basacağım mermiye
Benim yama dağlarında alacağım var

Ellerini sürme bana nolur
Ben seni çoktan unuttum
Yalan dünya hepsi sana
Ben seni çoktan unuttum

Aşkın kadar çilen vardı
Beni kırmasan ne vardı
Bıçak kemiğe dayandı
Ben seni çoktan unuttum

Kızıltuğ’um da boyun büktüm
Çorap ettim ömrüm söktüm
Mazilere bir kalem çektim
Ben seni çoktan unuttum

Ben yardan ayrıldım bülbül gülünden
İkimiz de yeni döndük ölümden
Çaresizim bir şey gelmez elimden
Dağda taşta dolaştığım ondandır

Harman oldum yele karşı savruldum
Yaktı felek döne döne kavruldum
Ben bir usul boylu yardan ayrıldım
Kapıları kitlediğim ondandır

Kızıltuğ’um boşa gider avazım
Bülbülün gülü varsa benim de sazım
Silinmedi gitti şu kara yazım
Şu feleğe düşmanlığım ondandır

Gayrı ilerledi yaşım
Nerde kalır garip başım
Bu dünya böyle gardaşım
Ben yanarım yavruma
Yavrum yanar yavrusuna
Herkes ağlar kuzusuna
Kim bakıy ana babasına

Ne çilelernen büyüttüm
Nenniler çaldım uyuttum
Hem everdim hem okuttum
Ben yanarım yavruma
Yavrum yanar yavrusuna
Herkes ağlar kuzusuna
Kim bakıy ana babasına

Yüce rabbim böyle yazmış
Yavrum bizim yazımızı
Ana baba olan bilir
Yavrusunun acısını
Ben yanarım yavruma
Yavrum yanar yavrusuna
Herkes ağlar kuzusuna
Kim bakıy ana babasına

Kızıltuğ’um çağır yâri
Oturak konuşak bari
Dert ortağım gine o kötü garı
Ben yanarım yavruma
Yavrum yanar yavrusuna
Herkes ağlar kuzusuna
Kim bakıy ana babasına

Şu yalan dünyada ölüm var iken
İnsan imtihana gelmişe benzer
Sarayı villası olsa neydem ki
Turistik otelde kalmışa benzer

Sağ iken hayatın kıymetin bilmez
Parası da olsa oynayıp gülmez
İnsanlar getti mi bir daha dönmez
Dipsiz bir göle dost düşmüşe benzer

KIZILTUĞ'um yandı karardı közü
İnsan fark etmeli yokuşu düzü
Ozanın tarihe geçmezse sözü
Bence bir teneke çalmışa benzer

Gökte yaratanım yerdeki sensin
Ben seni kimseye benzetemiyim
Cihanda benzeri varısa gelsin
Ben seni kimseye benzetemiyim

Var mı benim gibi derdine yanan
Derdim var demesin yanında kalan
Kusura bakmasın yusufu kenan
Ben seni kimseye benzetemiyim

Kızıltuğ’um sığmaz oldum cihana
Ne yannıya dönsen niyazım sana
Yeri göğü yaratanım bir yana
Ben seni kimseye benzetemiyim

İnsan sılasına hiç kötü der mi
Sıla bana zindanımış bilmedim
Felek beni taşa tuttu kahpece
Gurbet benim evimimiş bilemedim.

Bir zalim düşman etti sılama
Acımadan altlı üstlü binama
Felek tuzak kurmuş beni vurmaya
Emeklerim boşa imiş bilemedim.

Senelerdir gözyaşlarım dinmedi
Felek benim dediğimi vermedi
Getti benzim canan geri dönmedi
O yar bana küsülüymüş bilmedim.

Saçlarıma beyaz düştü karışık
Dertli Ali her çileye alışık
Şu yalan dünyaya yarasız âşık
Yeni duydum KIZILTIĞ'muş bilemedim.

Kör olsan da gözlerim acımaz sana
Ömür boyu görmesini bilmedin
Bir aşkın peşinde koştun yoruldun
Adım adım getmesini bilmedin

Kötü günler için vermedin çaba
Demedim mi sana eskiyen pabuçlar atılır dama
Yırtılan yerlere vurmadın
Sökükleri dikmesini bilmedin vay vay

Seni sevdim diye eyledin esir
Elim kolum bağlı da almışsın esir
Kargayla kem yedin tavukla mısır
Heç bülbül gibi ötmesini bilmedin vay vay

KIZILTUĞ’um yola gelmez gavurdun
Niye har vurdun Ali böyle
Niye harman savurdun vay vay
Gâhi yolda koydun gâhi devirdin of
Sen bu yükü çekmesini bilmedin gönül bilmedin
Of  ömür yalanmış ya hiç bilmedin bilmedin

Geldim gidiyorum esen kal yârim
Bir daha uğramam ki ellerinize
Gezer dolaşırdım sen ettin verem
Bir daha uğramam ellerinize.

Bakkaldan gelirken ekmek elinde
O nasıl bakıştı evin önünde
Ne zehmeri şubat, ne koç ayında
Bir daha uğramam ellerinize

Kırmızı pantolun maksi biçimi
Güveler misali yedin içimi
Allah'a ısmarladık çektim göçümü
Bir daha uğramam ellerinize

Sürüler içinde şahmeri koyun
Nedense huyumu tutmadı huyun
Beni dert sahibi ettin devrile boyun
Bir daha uğramam ellerinize.

KIZILTUĞ’um der ki her güz gülmeyen
Ahım seni tutar hak'tan bilmeyen
Gözlerinden çıban çıka görmeyen
Bir daha uğramam ellerinize.

Gül benzimi gazel edip solduran
Biri var vala gardaş biri var
Kerem gibi aşk oduna yandıran
Biri var vala gardaş biri var

Göçüm alıp diyar diyar göçüren
Günlerimi meyhanelerde geçiren
Gece gündüz ban böyle içiren
Biri var vala gardaş biri var

Yüreğimi heder edip eriten
Gözyaşımı yüzlerimden yeriten
Sevip sevip en sonunda terk eden
Biri var vala gardaş biri var

Ne Mecnun'a benzer ne de Leyla'ya
Ne Kerem'e benziy ne de Aslı'ya
KIZILTUĞ’um elin tutmuş Mevla ya
Biri var vala gardaş biri var

Bir zalıma da gönül verdim
Diyar diyar sürdü beni
Ufaladı peynir gibi
Dürüm dürüm dürdü de beni

Ne gül açtım ne de diken
Ne yurt koydum ne de mekân
Yeni yeni bir fidan iken
Çatır çatır kırdı da beni beni

Kızıltuğ’u kandırmazken
Ataşlara da yandırmazken
Üstüme toz kondurmazken
Çalılara da serdi de beni beni

Sıla burcu burcu diye tüttü burnumda
Ah yüce dağlar benim idin bir zaman
Terkos sularında yandı ciğerim ah
Akan çaylar bizim idi bir zaman

Bu yurdu beğenmedik karşıya göçtük
Olur, olmaz yerlere çadırlar açtık
Eğri orağınan çok  ekinler biçtik
O yar ırgat, ben bağcıydım bir zaman.

Gözlemezdim gurbet elden tarafı
Haram diye içmezidim o mavi şarabı
Yetmezidi malın davarın samanın
Yüce dağlarda keyven aldık bir zaman
Üttük yaktık bir zaman ah dağlar bir zaman

Gâhi mera oldum güzele taptım
Gâhi derya oldum gurban ummana kalktım
Hatıra olsun diye gardaş dört plak yaptım
KIZILTUĞ ölürse bantlar çalar belki bir zaman

Sen ölme ben ölem derdin
Bir zamanlar bir zamanlar
Ağzımdan çıkarıp yerdin
Bir zamanlar bir zamanlar

Kara puşu bağlarıdın
Coşkun çaydın çağlarıdın
Kaşım yıksam yar ağlarıdın
Bir zamanlar bir zamanlar
Geldi geçti o zamanlar
Hayal oldu o zamanlar

Öte var desem soysuz ağlarıdın
Bir zamanlar bir zamanlar
Geldi geçti o zamanlar

Yayla da yayla göçeridin
Irgattın ekin biçerdin
Zehiri doldurusam içeridin
Bir zamanlar bir zamanlar
Geldi geçti o zamanlar
Hayal oldu o zamanlar

KIZILTUĞ deyip ölürdün
Gülersem sen de gülürdün
Sazıma püskül örürdün
Bir zamanlar bir zamanlar.
Geldi geçti o zamanlar
Hayal oldu o zamanlar

Niye bayram edemiyim başlarında
Ben ömrümün bittiğine yanarım
Çocuklar büyüyü onlar sevinsin
Ben ömrümün bittiğine yanarım

Çok değiştim kim demiş ki aynıyım
Yavaş yavaş işitmiyim duymuyum
Maçım bitti uzatmaları oynuyum
Ben ömrümün bittiğine yanarım

Yıkılsın başına saraylar hanlar
Bir günlük ömür almıyı bunlar
Neye yarar ki artık paralar pullar
Ben ömrümün bittiğine yanarım

Kızıltuğ’um niye sustu dillerim
Kokusu kalmadı sanki eski güllerin
Çok kahrını çektim gurbet illerin
Ben ömrümün bittiğine yanarım

Bu kaçıncı bahar kaçıncı devran
Daha gelecek ki biz bayram edek
Oyalanıp durma kalmadı zaman       
Daha gelecek ki biz bayram edek

Katlim hilal oldu yar belim büküldü
Ellerimin kınaları döküldü
Sanki trenlerin rayı söküldü
Daha gelecek ki biz bayram edek

Çekildi kanlarım benzim sarardı
Gelip görseyidi sanki ne vardı
Yıllarım tükendi aylarım kaldı
Daha gelecek ki biz bayram edek

Kızıltuğ’um ötmez oldu tellerim
İşe gücü varmaz oldu ellerim
Başına çalınsın artık güllerin
Daha gelecek ki biz bayram edek

Seher yeli sevdiğime haber ver
Nolur gayri gelsin bizim ellerin zamanı
Yüce dağlarda kar mı kaldı eridi
Yar göçeceksen yaylaların zamanı

Söylen ki gele o hain gele
Söylen ki gele vefasız  gele

Çiğdem çiçek açtı navruz büyüdü
Koyun kuzu mu kaldı hep yaylalara yeridi
Çütü çıkan tarlalar da sürüldü
Geleceksen bizim ellerin zamanı

Söylen ki gele o hayin gele
Söylen ki gele vefasız  gele

Kenger eşkin açtı öter ibibik
Yuva yapmak için görsen çöp topluy keklik
Geliler kızlar o tarlalarda topluyor yemlik
Geleceksen bizim elin zamanı

Söylen ki gele o hayin gele
Söylen ki gele vefasız  gele

KIZILTUĞ’um der ki ömrüm çürüdü
Yar o kar yağan dağları
Lale sümbül bir göbelek bürüdü
Ekinler baş çekti arpa kurtuldu
Geleceksen tarlaların zamanı

Söylen ki gele o hayin gele
Söylen ki gele vefasız  gele

Deli gönül ne tuzaklar kurulmuş
Demek ki dualar taşaymış taşa
Kuzu olan anasına melermiş
Beni çobanlığını boşaymış boşa.

Çelikten mi tuzakların kopmuyor
Neden ise cevri cefanı bitmiyor
Allah'a yalvardım fayda etmiyor
Şahidim havada kuşa sor kuşa.

Bu tuzağı kuranlara galır mı?
Bana eden ettiğini bulur mu?
Bebin gibi boynu bükük kahrını
Şu gözümden akan yaşa bak yaşa.

KIZILTUĞ'um felek seni sınıyı
Delilik edenler sefa sürüyü
Yine gam kervanı bize geliyi
Yükü altın dedim şişeymiş şişe.

Boşuna ağlama boşuna yanma
Her gelişin bir gidişi var elbet
Kılıcın paslanmış atın yorulmuş
Bir yokuşun bir inişi var elbet

Sen gülü seversin gül de dikeni
Göl kurumuş indirmişsin yelkeni
Mazilere dalıp üzme sen seni
Bu baharın bir de kışı var elbet

Ne dağlara kalır ne de ovaya
Ne evlata kalır ne de babaya
Kimse güvenmesin yalan dünyaya
Bir mezarın iki taşı var elbet

Kızıltuğ’um derdim doldu taşıyı
Duyan der ki bu ölmemiş yaşıyı
Güneş bile doğup doğup taşıyı
Bir kurunun bir de yaşı var elbet

Eski dostlar gelmez oldu yanıma
Fakirlik sırtıma bindin bu günler.
Azirail kapımızı yol etti
Hayatımdan şüpheliyim bugünler.

Firen bozuk yürümüyor arabam
Ne dayım soruyor ne de akrabam
Para yoktur eve ekmek et almam
Garı bile konuşmuyor bu günler.

Şu cihanda benim gibi pek çoktur
Yavrum sancı çekiyi anası doktur
Bir misafir gelse çay şeker yoktur
Komşular da sezdi kimse gelmiy bu günler
Ah öldüm öldüm bu günler
Ah geçer mola bu günler

Sıra sıra dizdim yine dertlerim
Bekçi oldum el evlerin beklerim
Çocuk geldi derki bitti defterim
Yavrularım da baba demiyi bu günler.
Felek hayret ettim bu günler
Ah ne kötü oldu bu günler

Yeter Ali’m yeter derine dalma
Ne evin var, ne kapın var ne tarla
Elimden gelse kızımınan ölürüm amma
Azirail uğramıyor bu günler.
Felek getsin gu günler
Candan bezdim bu günler

Sene seneye çoğdurdu Bu sene de böyle geçti
Ne ondurdu ne güldürdü Bu sene de böyle geçti
Duman sardı dağlarımı Hoyrat yoldu bağlarımı
Rüzgâr kırdı dallarımı Bu sene de böyle geçti

Şikâyet olmasın şaha Seni göremem bir daha
Yollara da baka baka Bu sene de böyle geçti
Duman sardı dağlarımı Hoyrat yoldu bağlarımı
Rüzgâr kırdı dallarımı Bu sene de böyle geçti

Kızıltuğ’um da dertli söyler Benden sual sorma gine
O feleğin ocağı söne Bu sene de böyle geçti
Duman sardı dağlarımı Hoyrat yoldu bağlarımı
Rüzgâr kırdı dallarımı Bu sene de böyle geçti

Seneleri birbirine ekledin
Bu sene de gelmez isen ölürüm
Yıllardır ki yollarını bekledim
Bu sene de gelmez isen ölürüm

Eller uykusunda bense uyanık
Kimse degörmüyor odam karanlık
Ellerim yüzümde saçım dağınık
Bu sene de gelmez isen ölürüm.

Mecnun misaliyim bir halimi gör
Bana inanmazsan komşulardan sor
Gurbet yolu beklemesi gayet zor
Bu sene de gelmez isen ölürüm

Evim harap oldu kimin nesine
Baykuş yuva yaptı dört köşesine
Gece de taş attılar penceresine
Bu sene de gelmez isen ölürüm

KIZILTUĞ'um yâre hallerim yazarım
Gel de bir göreyim değmez nazarım
Yıllardır ki ondan bundan sorarım
Bu sene de gelmez isen ölürüm

Düğme gibi derdi dizdin sineme
Çekersin yar, çekersin yar, çekersin
Yansın, yansın derdin dönsün vereme
Çekersin yar, çekersin yar, çekersin.

Oturup gaybete destanlar yazdın
Virana bağların güllerim bozdun
Bana yârim dedin elinen gezdin
Yüce dağın ceylanından penesin
Çekersin yar ,çekersin yar çekersin.

Cahil idim aklımı dille çaldın
Bağım viran ettin güllerim yoldun
Beni âşık ettin sen leyla oldun
Çekersin yar ,çekersin yar çekersin.

Sen seni sevdiğim görme aynada
Hakkım olsun alam gerçek dünyada
Sen ki KIZILTUĞ’umu koydun meydanda
Çekersin yar, çekersin yar, çekersin.

Şu yalan dünya bir meşki alem
Kimi atlı kimi taksi yaya çok
Vicdanı bozuk ol sütlü haram
Şehir görüp köylerine süven çok.

Aman Allah aman düştük illete
Asrı gurbet güç mü yeter millete
Elkızım alan çıktı gurbete
Ana baba nerde kaldı diyen yok.

Kimi sızar atar kimisi kumar
Böyle kişilerden kim imdat umar
Oturup beş vakti namazın kılar
Keyf belleyip yetimleri düven çok.

Kimi ayyaş olmuş içki peşinde
Kışın odun kömür görür düşünde
Hara zade karı kızın peşinde
Altı çocuk anasını kuvan çok.

KIZILTUĞ'um korkma çeksinler dara
İstedim ki yolum Necef'e vara
İmamlara mekan olan Kerbela 
Hüseyin için gözyaşların döken çok.

Kader pençesine de taktı savurdu
Gele gele gurbet ellere düştüm
Ne gelen var da ne giden var sıladan
Habersiz uçaksız ellere düştüm
Dağlara düştüm çöllere düştüm

Bir mektubum gelse anamdan yardan
Yüz defa okurum usanmam ondan
Yollarım kaybettim rüzgârda kumdan
Bir mecnun misali çöllere düştüm
Dağlara düştüm yollara düştüm

Kızıltuğ’um ne geçmedi başımdan
Yüzlerim kurumaz gözüm yaşımdan
Bir tespih yaptılar sabır taşından
En sonu nasırlı ellere düştüm

 

Ne yaptım ne ettim de vefasız yârim
Dünyamı kararttın daha ne olsun
Belalar gadalar hep seni bula
Benzimi sararttın daha ne olsun

Nasıl ağlattıysan gülemiyorum
Yar suçum ne idi bilemiyorum
Komşudan komşuya gidemiyorum
Bellerimi büktün daha ne olsun

Kızıltuğ’um der ki gardaş bu nasıl iştir
Nurettinim yanmış şenerim pişti
Aylarım değişti yılım değişti
Ölmeden öldürdün daha ne olsun

Dam üstüne çul serer
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Bilmem yar kimi sever
Alelim nenni de belalım nenni de
Kınalım nenni de nenni

Onun bir sevdiği var
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Günde on çeşit giyer
Alelim nenni de belalım nenni de
Kınalım nenni de nenni

Yâri bana verseler
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Cihana gönderseler
Alelim nenni de belalım nenni de
Ölürüm nenni de nenni

Küçükten yar seveni
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Cennete gönderseler.
Alelim nenni de belalım nenni de
Ölürüm nenni de nenni

Girsem yarin koynuna
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Sabahtan öldürseler.
Alelim nenni de kınalım nenni de
ölürüm nenni de nenni

Ağ daşı kaldırsalar
Loylu da yar leyli de yar loy loy loy
Yılanı öldürseler
Alelimnemıi de kınalım nenni de
ölürüm nenni de nenni


Karşı köylerin deresi
Yar dedim buralar böyle neresi deli deli ağlama
Kurşun değil ki çıkartam atam
Çıkmaz bu gönül yarası deli deli ağlama

Suda demir erimez
Düştü göynüm artık farımaz deli deli ağlama
Başıma bir kar yağdırdı felek
Temmuz ayı geçse bu kar erimez deli deli ağlama

Ah o yar gülse güldürür
Gülse o güneşi döndürür deli deli ağlama
Yiğidi kılıç kesmez
Ama bir acı söz öldürür deli deli ağlama

Kızıltuğ’um yaralı
Oy hep giydiklerim karalı deli deli ağlama
Aydın dünyam karardı
Soysuz sen ellerin oldun deli deli ağlama

İyi dediğin el kızını
Döv de bir dene gardaşım
Methettiğin şu komşuna
Söv de bir dene gardaşım

Öldüğün gün adın kalır
Hanımın kocaya varır
Gardaşın karını alır
Öl de bir dene gardaşım

Utanmaz ki sütü haram
Anasından farşe doğan
Ne yurdun kor ne de yuvan
Sev de bir dene gardaşım

Hem hısımına akrabana
Seyrek gidesin aman ha
Şurda bizim KIZILTUĞ’a
Sor da bir dene gardaşım

Dünyayı başıma dar ettin benim
Devrile devrile yar boyun devrile
Özün ile sözün ayrı mı senin
Devrile devrile yar boyun devrile

Kışa döne baharların yazların
Uçamaya ördeklerin kazların
Yalanımış ikrarların sözlerin
Devrile devrile yar boyun devrile

Nasıl inanmıştım nasıl kanmıştım
Aşkın ile cayır cayır yanmıştım
Ben seni bir vefalı güzel sanmıştım
Devrile devrile yar boyun devrile

Ali Kızıltuğ’a otlar yoldurdun
Yolduğum otlardan yığın vurdurdum
Ömür boyu ona buna çundurdu
Devrile devrile yar boyun devrile

Sadık dosttan bu darbeyi yiyeli
Dumanlı dumanlı gine ben bi dağlara döndüm
Kırıldı dallarım oy oy soldu yaprağım
Sanki hoyrat girmiş ben bi bağlara döndüm

Gül zannettim bağa dikenler diktim
Belki kokar deyi  cahiller çok emek çektim
Çok oyun oynadı bennen ufaldım bittim
Noktası silinmiş aynı zarlara döndüm
Döndüm de pullara döndüm

Sadık yârim diye o yar beni aldattı
Al dedikçe de kara karaları bağlattı
Demir küreğinen eyce beni kazıdı attı
Balkondan savrulan bi karlara döndüm
Döndüm aynı buzlara döndüm

KIZILTUĞ’um küstü gardaş nasıl barışır
O yar benim yârim etmen el ne karışır
Yılda bi kervan gibi şöyle gelir savuşur
O dağ başında ben bi cılga yollara döndüm
Döndüm de yollara döndüm

Gurbet eli geze geze usandım
Dönem de köyüme gidem mi neydem
Feleğin yaktığı az gelmiş gibi
Bir de ben bağrımı dilem mi neydem

Ben dertli doğmuşum zaten doğuştan
Başım da kurtulmadı borandan kıştan
Bıktım otoboslardan bıktım dolmuştan
Gidip boz eşşeğe binem mi neydem

Otuz senedir ki gardaş emeğim çabam
Ne bir mesken tuttu ne de bir yuvam
Bana demişler ki ali çok soğuk adam
Bunca dertlerime gülem mi neydem

Kızıltuğ’um yazım benzer pedere
O da bir gün görmedi mezere
Böylesi talihe de böyle kadere
Tutup ana avrat sövem mi neydem

Bir ela gözlüye de meyil vereli
Değirmen taşıyım yar hep döner dururum
Sürüden ayrılmış bir kuzular gibi
Bakarım yollara yar meler dururum
Ağlar dururum gülüm söyler dururum

Burdan geçti bir elleri kınalı oy
Giyimi kuşamı yar bizim oralı
Gönül vurgunuyum sinem yaralı
Bağrıma da taşları vurur dururum
Ben ağlar dururum deli söyler dururum

Kızıltuğ'um sevda nedir anladım
Aşık oldum diyenleri kınardım
Mecnunları keremleri solladım
Ferhat gibi dağlar deler deler dururum
Ağlar dururum adam söyler dururum

Gel dostuna kötü deme
Yolun bir gün dosta düşer
Eller dese de sen deme
Yolun bir gün dosta düşer

Düşüyorsa elinden tut
Ne terk eyle ne de unut
Atamazsın sen gene de tut
Yolun bir gün dosta düşer

Dünyanın kapısın alsan
Her türlü çalgıyı çalsan
Ol mısıra sultan olsan
Yolun bir gün dosta düşer

Kızıltuğ’um gözyaşıma
Zehir kattılar aşıma
Tabut gitmez tek başına
Yolun bir gün dosta düşer

Bir ela gözlüye de meyil vereli
Değirmen daşıyım yarab döner dururum
Sürüden ayrılmış aynı kuzular gibi
Bakarım yollara da meler dururum

Kula gölge isen allaha ayan
Bence bir oldu balınan soğan
Her günüm ağıt oldu her günüm figan
Gözlerim yaşını da siler dururum

Burdan geçti bir elleri kınalı
Giyimi kuşamı yar bizim oralı
Gönül vurgunuyum sinem yaralı
Bağrıma taşları da sürer dururum

Kızıltuğ’um sevda nedir anladım
Âşık oldum diyenleri kınardım
Mecnunları keremleri solladım
Ferhat gibi dağlar deler dururum

Gece gündüz hayaline yanarım
Sana ayan beyan duy elif elif
Daim yücelerden sesin geliyor
Bazı da yollara in elif elif

Güzelliğe göre zalimsin zalim
Tükedi tükedi kalmadı halim
Bilirim sonunda alırsın canım
Gel şu muradımı bu yıl da ver elif elif

Kendim göremiyim nerde resmin var
Vurduğun kalkmıyor kötü hırsın var
Benim elifimin bin bir ismi var
Herkes de zanneder şu elif elif

Sana boyun büker de paşalar beyler
Sen beni tutarsan ol kul bana neyler
Şurda bir aşığın her gün hep seni söyler
Şu KIZILTUĞ'un elinden bir tut elif elif.

Beni sen düşürdün haldan hallara
Bayram et de ellerine kına yak
Perperişan oldum çıktım dağlara
Bayram et de ellerine kına yak

Bir zamanlar da yalan dünya benimdi
Zararım banaydı kârım senindi
Selvi boyum bir kenara eğildi
Bayram et de ellerine kına yak

Kaşların döküldü kiprik seyreldi
Saçım ortası eyce kellendi
Eski ali öldü başkası geldi
Bayram et de ellerine kına yak

Senin güzelliğin de sona erecek
Sanma ki sonaca böyle gidecek
Kızıltuğ derdinden bir gün ölecek
Bayram et de ellerine kına yak

Neler vermez idim onun uğruna
Gelse de buluşsak eskisi gibi
Giyinse kuşansa inse yollara
Sarılsak ağlasak eskisi gibi

Kuru ekmeklerden tirit yapardım
Yavan yahşi demez kaşık atardım
Uyumazdık günü güne katardık
Gelsen de otursak nolur eskisi gibi

Dudağı çatlaktı elleri yarık
Yırtık çorabınan çitik ne çarık
Başına çalına felek verdiğin varlık
On beşine indir bizi eskisi gibi

Gecelerde kalkar dokurdu halı
Bazı ula derdi bazı da ali ali
Önümüze katsak davarı malı
Çıksak yaylalara eskisi gibi

Yar solmadan şu ömrümün baharı goncalardan güllerimden
Faydalan deli faydalan deli faydalan
Kimseye bakmadan eller görmeden
Tez gel ellerim gözlerimden faydalan deli
Faydalan deli faydalan deli

Viran bağlarımdan baykuş ötmeden
Çiller düşüp güzelliğim gitmeden
Kimse okşamadan eller öpmeden
Acele et de yüzlerimden faydalan deli faydalan
Bilmez misin yalan dünya fanidir
Ağ gerdanın yedi dağın garıdır
Ağzı dişleri onun ballıdır tez gel

Soysuz dillerimden faydalan nolur faydalan deli faydalan
Böyle nazlar usandırır aşığı
Oy ellerimi görsen tatlı kaşığı
Yaslan şu bağrıma daya başını

Tez gel ellerim kollarımdan faydalan deli faydalan
Bir gün felek kıyar tatlı canıma oy geç kalırsan
Hoyrat girer bağıma Kızıltuğ’um ölmeden uğra yanına
Acele et de tellerimden faydalan deli faydalan nolur faydalan

Bunca başındaki dumanlar
Geçer gönül geçer geçer
Bu tipiler bu boranlar
Geçer ali geçer geçer

Dünya suratsıza kalsın
Eyce vursun eyce çalsın
Bir tır yükü borcun olsun
Geçer ali geçer geçer

Kızıltuğ’um çilen bitmez
Ekmek buldun soğan yetmez
Ölümden öteye gitmez
Geçer ali geçer geçer

Yıllar boyu beni ağlatan zalım
Güldürsen de zaman geçti geç kaldın
Gözlerimden yaşlar çağlatan hayın
Artık sildirsen de zaman geçti geç kaldın

Sen soldurdun mor sümbüllü bağları
Hiç düşünmedin ardın sıra ağlarım
Aramızda duran karlı dağları
Kaldırsan da zaman geçti geç kaldın

Sen kendine mekân ettin gurbeti
Ben çekerim burda derdi hasreti
İçimde yaşayan kini nefreti
Öldürsen de zaman geçti geç kaldın

Kurudu bağlarım güllerim soldu
Bana ne olduysa yar hep senden oldu
Geldi yurtlara yâd eller doldu
Geri dönüp zahmet etme geç kaldın

Sen benden ayırmışlar doğru mu?
Bu dünyada eğri koydun boynumu
Parsel parsel ettiler bölümü
Satlık arsa kalmadı yar geç kaldın

Çınar olmuş gayrı âlem düşkünü
Kurdun binaları yaptın köşkünü
Bundan sonra bana olan aşkını
Bildirsen de zaman geçti geç kaldın

Hele soysuz ne yüksekten uçarsın
Nice alıcı kuş süzüldü geçti
Yoksa bu dünyanın sen zengini misin?
Nice sultan Süleymanlar geldi de geçti.
Güvenme bu dünyaya aldanma bu dünyaya

Güllerin uzamış selviden uzun
Dünya benim deme alemi gezin
Her çiçeğin rengi sararır güzün
Nice çayır çimen sararır geçti.
Güvenme dağlara güvenme bahçelere bağlara

Nice selvi gibi boyu uzunlar
Nice turna bakışlı gelinler kızlar
Nice padişahlar nice vezirler
Bir misafir gibi geldi de geçti.
Güvenme bu dünyaya aldanma bu dünyaya

KIZILTUĞ'um der ki belalı başım
Gel sözümü dinle aziz kardeşim
Gurbetin kahrından ağardı saçım
Kocamış dedi elkızı güldü de geçti
Güvenme vefasız yara güvenme hayırsız yara

Bir zaman ayları saydım
Bir zaman yılları saydım
Bir zaman günleri saydım
Hani geleceğin yok
Soracağın yok sen bir zalimsin

Koç aldım kurban getirdim
Her bayram yalnız oturdum
Kaç tane takvim bitirdim
Hani geleceğin yok
Soracağın yok sen bir zalimsin

Hasretlikten sinem pişti
Uğraşanda zaman geçti
Saçlarıma aklar düştü
Geleceğin yok
Soracağın yok sen bir zalımsın

Kızıltuğ’um çalar telden
El vefalı çıktı senden
Ölsem haberin yok benden
Geleceğin yok
Soracağın yok sen bir zalimsin

Asrı gurbet sen harap ettin o köyleri
Bülbül gidip baykuş öter gel hele
Ben ağayım ben paşayım diyenler
Kapıları kitlemişler gülüm gel hele

Bir ev burda bir ev karşıda kalmış
Gidek evimize komşular nolmuş
O kırk senelik ağaçlar kurumuş kalmış
Bizim eller tanınmıyki gel hele

Yanarım da ben bu derde yanarım
Ben bizim elleri bulanaca ararım
O güzellere sıra vermeyen pınarın
Başlarına baykuş yuva etmiş gel hele

Birisine sordum bura neresi
Issızlamış dertli çağlar deresi
Dedi Kızıltuğ işte Mursal burası
Koçyiğitler küsüp gitmiş gel hele

Ne halle düşürdün beni civanım
Ciğer büryan büryan ettin gel ki göresin
Seni sevdiğime inanmazdın
Hallerim perişan ettin gel ki göresin

Sarı çimenim sararıyor batakta
Senden ayrılalı da kaldım ayakta
Dermanın yok ki zalim ben gezem ayakta
Yakın komşulardan sor ki göresin

Ben ölmedim karaları bağlama
Coşkun çaylar gibi çarkı çağlama
Derdim var diye boşa ağlama
Hele KIZILTUĞ’u gör ki göresin

Ben tabibim deyi çıkma yollara
Her yarayı saramazsın geri dön
Şu dünyaya kalbur vursan elesen
Dertsiz insan bulamazsın geri dön

Gökteki melekler yere inseler
Sevdiğini sevdiğine verseler
Aşkın şarabını tas tas içseler
Sen bir yudum alamazsın geri dön

Gidemezsin Kızıltuğ’um dön geri
Niceleri gitti senden evveli
Bu kader seninen olduktan geri
Hiçbir yerde gülemezsin geri dön

Nere kaçıyorsun da vefasız yârim
Soldurduğun güllerimi de geri ver
Senin olsun sarayların hanların
Öldürdüğün yıllarımı geri ver

Gözyaşımınan havuzlar doldurdun
Ağustosta sularımı dondurdun
Tutam tutam saçlarımı yoldurdun
Kopardığın tellerimi geri ver

Sanmayasın Kızıltuğ’um yanmadı
Vefasızdan yar olmazmış anladı
Sazı taşıyacak gücüm kalmadı
Şahin gibi kollarımı geri ver

Bunca yaşadığım beyhude günü
Parasız bir kâtip oldu felek
Ömrüm yazıp gidiyor Ömrüm gidiyor
Neyine aldanam soyha dünyanın
Postunu duvara asan gidiyor
Ağa olsa paşa olsa sonu boş
Postunu duvara asan kardaş gidiyor

Çarkı devran şu bendimi yıkınca
Sarı devem çamurlara ıhınca
Olmaz olsun soyha gurbet çıkınca
Anayı babayı döven gidiyor

Zengin olam diye tarlada yatan
Kuşağına kadar çamura batan
Bir karış yer için avukat tutan
Sulu tarlaları atan gidiyor

Dostun bahçesine indin pazardı
Neler çektim saçlar böyle ağardı
Düşmanım çoğaldı dostum azaldı
Bilmem KIZILTUĞ'a küsen gidiyor.

Seni görmüş idim viran bir bağda
Bülbül olan dikenine al beni
Sabah yeli üşütürse bir bağda
Hırka diye üzerine giy beni

Gözlerin ay gibi yüzün ay gibi
Âşık oldum sana aklım zay gibi
İnce bel üstüne bir kemer gibi
Zekât olsun al beline sar beni.

Bir nazar et iyiliğin dokunsun
Gerdanın aç güzel benler okunsun
Sen de sev ki seven âşık olursun
Ondan kelli zapt edemez kul beni

Ali der ki görüşmemiz nic oldu
Eller sevdi niye bize suç oldu
Sevem dedim sevmek bile güç oldu
Esir oldun pazarlarda sat beni

Nedir bu meşgale nedir bu telaş
Ölmüyecek gibi çalışan gönül
Şaşarım aklıma gülerim sana
Yorganı sırtında dolaşan gönül

Niceleri bu dünyaya hükmetmiş
Sırası gelince bırakan gitmiş
Süleymanlar ölmüş mühürleri gitmiş
Var mı bir tahtında oturan gönül

Felek insanları dizmiş sırayı
Sen ölürsün oğul kapar kazmayı
Saklayıp da neydeceksin parayı
Var mıdır bir mezara götüren gönül

Ne filizler açmış ne güller solmuş
Bu dünya kaç defa boşalmış dolmuş
Herkesin arzusu gözünde kalmış
Var mı muradına erişen gönül

Bir konup göçmeyen cenabı haktır
Derde derman bulan lokman da yoktur
Elinde varsa bir eser yaptır
Kalsın şu dünyada bir hatıra gönül

Yalvardım yakardım sözden almadı
Bir kuş dalda durur kadar durmadı
Beni eşkıyalar basıp da hırsız soymadı
Sensin Kızıltuğ’u batıran gönül

Seni sevdiğime pişman ettirme
Gider bir hoyrata gönül bağlarım
Deste deste resimleri de yırttırma
Gider bir hoyrata gönül bağlarım

Ne kadar cahilsin sana gülerim
Hata bende ise özür dilerim
Gönül defterimden adın silerim
Gider bir hoyrata gönül bağlarım

Kızıltuğ’um unut gitsin şu deliyi
Çilelerden başka sana ne veriyi
Senin kadar üzmez aliyi yar
Gider bir hoyrata gönül bağlarım

Gönül çekme muhannetin derdini
Aşkına da nalet kendisine de
O yedi bitirdi bunca ömrümü
Aşkına da nalet kendisine de

Hayatım verdim halden bilmeze
Boşuna yalvardım yola gelmeze
Beni kul eyledi olur olmaza
Aşkına da nalet kendisine de

Kızıltuğ’um der ki bu günler geçer
Cahilden yar olmaz zehirden şeker
Gizli sırlarımı yâdlara açar
Aşkına da nalet kendisine de

Çarkı felek eve gelsen barışmam
Bir gün şu halimi sormadın ki sen
Daha bundan sonra açmam elimi
Bir gün de halımı sormadın ki sen.

Şu falın cihanda kalırsan kaçar
Dostlar burada ne görse şuradan kaçar
Ne lafın dinlenir ne sözün geçer
Neydem felek fakirliği görmedin ki sen

Aç durulur amma çıplak durulmaz
Esnaf peşin ister borca verilmez
Nefesin kesilir bile icra kesilmez
Borcunan bir şey almadın ki sen

Bir elimde kazma bir elde kürek
Öğünde yedirmedin bir sıcak yemek
Kolay mı kul kuldan gidip ekmek istemek
Neydem muhannet kapısına varmadın ki sen

Yeter Ali’m yeter bu bana yeter
Ne oldu bu dünya da tersine döner
Kimi taksi aldı gardaş kimisi motor
Niye KIZILTUĞ'a bir tavuk vermedin ki sen

Akşamınan iki hondu ekinin
Gece dedin hemi benden habersiz
O anlında toptopudu kekilin
Gine kestin hemi benden habersiz.

Ben bağlardım kolcağının bağını
Sen otururdun ben yayardım yayığı
Nerden aldın nenniliyin çocuğu
Gelin oldun hemi benden habersiz.

Ne konuştuk bizim damın boynunda
Unuttun mu gelir miyim aynına
Niye ellerini saklıyın goynuna
Kına yaktın hemi benden habersiz.

Hangi dağın ardındasın sevdiğim
Ben o yannıya dönem ağlayam
Bir mektup yolla ki kurban olduğum
Yüzlerime sürem sürem ağlayam

Ya bir komşularda ya bir dosttaysan
Bir şeye üzüldüysen kara yastaysan
Yataklara düştün ağır hastaysan
Karaları giyem giyem ağlayam

Kızıltuğ’um gurbet elin yolunda
Nazlı yardan ayrı düştük sonunda
Sen öldüysen benim neyim kaldı sılada
Ben gurbet ellerde diyem diyem ağlayam

Üç günlük dünyada beş gün yiyecek
İlazım gardaşım vallah ilazım
Eski taze el içinde giyecek
İlazım gardaşım vallah ilazım

Gençliğinde kazan, koy bir kenara
Hiç güvenme gardaşına evlada
Başın sokmak için bir fakirhane
İlazım gardaşım vallah ilazım

Bacın ele gider gardaş sen için
Hepsi yüze güler iyi gün için
Anan, baban, para kötü gün için
İlazım gardaşım vallah ilazım

KIZILTUĞ’um geldim gittim harabat
Ne küheylan aldım ne de Arap at
Güzel, çirkin bir yiğide bir avrat
İlazım gardaşım vallah ilazım

Ağ yar ile küsüşeli kaç gündür
Dostlar daha yeni duymuş işe bak
Bir bahçe eyledim boylu boyunca
Gül yerine diken bitmiş işe bak.

Dağlar ağlanmış gonca gül ile
Küstüm gidiyorum soysuz eski çul ile
Fakir düştüm zalim yar gezer el ile
İnadımda buğrum buğrum başa bak.

Kalem tutan eller çalar mı kemlik
Ispanak bulamadım pişirdim yemlik
Kim eylik eylemiş görmüş bir eylik
KIZILTUĞ'um kötü olmuş işe bak.

Yaralı gönlüme derman olsaydın
Benim buralarda işim neyidi
Ara sıra hallarımı sorsaydın
Benim buralarda işim neyidi

Ağladıkça gözyaşlarım silseydin
Eyi kötü kıymetimi bilseydin
Eller kadar bana değer verseydin
Benim buralarda işim neyidi

Kızıltuğ’um ben savurdum harmanı
Ara ki bulasın geçen zamanı
Bir tatlı dil yavan ekmek verseydin
Benim buralarda işim neyidi

Ben usandım felek yalan dünyandan
Bir gün desen durmak istemiyorum
Ver nazlı yarimi ey yüce tanrı
Zaten mal mülk desen istemiyorum

Beni o Mısıra sultan eylesen
Hem de Yusuf gibi güzel eylesen
Sultan Süleymanın tahtını versen
Yardan başkasını istemiyorum

Yüz melek göndersen sohbet eylese
Yüz huri göndersen beni dinlese
Yüz gılman göndersen başım beklese
Yardan başkasını istemiyorum

KIZILTUĞ’um der ki sevgi ne beter
Bülbül de gül için zar eder öter
Yar ile bir akşam kalırsam yeter
Zaten fazla ömür de istemiyorum

Yar bir elde kaldı ben de bir elde
Hani nerde Tuttu soyha kaderim
İkimiz de kaldık gurbet ellerde
Hani neydem tuttu soyha kaderim

Getti kömür gözlüm geri gelmedi
Yalvardım yakardım bir gün kalmadı
Daha nere gidem dedim ay da doğmadı
Hani nerde tuttu soyha kaderim

Kimi köylü olmuş kimi şehirli
Kimi dertten ağlar kimi neşeli
Yare gidem dedim soyha tren tehirli
Hani nerde tuttu soyha kaderim

Deli gönül feleğinen barışma
Gücün yetmez Ali sen zalımınan güreşme
KIZILTUĞ'um kör yerine uğraşma
Güldürmez ki seni soyha kaderin

Böyle miydi şu feleğin işleri
Başıma yağdırdı boranları kışları
Döktü olanca saçları dişleri
Hani nerde tuttu soyha kaderim

Feleğin okunu yedim yiyeli
Çıkarttım alları karalıyım ben
Bu günün yarının işi değil ki
Tabip ta ezelden yaralıyım ben

Kader bozdu saltanatı dirliği
Çok uğraştım kuramadım birliği
Sivas’a bağlıdır yeşil Divriği
Doğumam büyümem oralıyım ben

Sana dertlerimin hangisin diyem
Gün geldi ki ekmek bulamam yiyem
Bir canımdan başka yoktur sermayem
Sanma ki milyoner paralıyım ben

Kızıltuğ’um açmaz oldu güllerim
Ahınan vahınan geçti günlerim
Yolcu treniyim gurbet ellerin
Kara vagonların dumanıyım ben

Bazı cevreyliyor divane gönlüm
Kahr ile zulümü kendi kendiye
Bin bir çeşit çile bıktım usandım
Saçlarım ağardı kendi kendine.

Yandım felek yandım, elinden yandım
Bunca senedir dağlarda kaldım
Kamyonları satıp taksimi aldım
Felek ne istermiş benden kendi kendine.

Enginmiş de bazı dağlar enginmiş
Bir hoyrata güllerini derdirmiş
Ben biraz fakirim o da zenginmiş oy
Düğünler etti ki gine kendi kendiye.

Iramam da dost elini ıramam
Bu yer benim değil gayri duramam
Dertten deli olmuşum beni kınaman oy
KIZILTUĞ da aşık olmuş kendi kendiye.


Kirli yorganımı attım sırtıma
Gurbet gariplerin yurdu dediler
Zenginler balkondan baktı gülüştü
Yine bir kapıcı geldi dediler

Dolmuşçuya verdim en son parayı
Adres almışıdım aydın sarayı
En son buldum amcan gilin orayı
Kapıya vurunca kimsin dediler

Dedim ben Ali'yim ta köyden geldim
Hava da soğudu üşüdüm dondum
Yengem dışa çıktı amcamı sordum
Emmin geçen sene öldü dediler
Oy evde erkek yoktur dediler

Ciğer gardaş tahammül yok ağladım
Sabahaca sokaklarda dolandım
Kimi görsem bir iş diye yalvardım
Bekçiliğe işin oldu dediler

Giyindim kuşandım çoğaldı para
Yine gittim amcam gilin oraya
Bu sefer de emmim çıktı kapıya
Oo buyur efendim buyur dediler

Anlaşıldı emmim dayım paraymış
Fakirlik naçarlık dile kolaymış
KIZILTUĞ'u felek işte böyle denemiş
Şimdiki kazancıma çaldı dediler
Yoksa nerden aldı dediler

Sağlığımda kıymetimi bilmedin
Ben ölem de karaları bağla yar
Bir gün döner mezarıma gelirsen
Ettikleri hatırla da ağla yar

Bana dikendin ele gül idin
Beni diyar diyar sürdün sürüldün
Benim zamanımda bir kuru gölüdün
Bundan sonra dere ol da çağla yar

Yar vefasız çıktı ben kime küsem
Dünyamı kararttı kalmadı neşem
Susuzluktan bir ot gibi kurusam
Yağmur olsan üzerime yağma yar

Kızıltuğ’um ahım tuta gecinden
Gerdanın kurtulmaya sicimden
Karlar yağsa buzlar tutsa içimden
Güneş olsan yar bu yannıya doğma yar

Yüzüğe bakarak hakkın yiyorlar
Behey gözlerim kör müsün nesin
Sırtından çıkartıp onlar giyiyorlar
Behey gözlerim kör müsün nesin

Dünkü fukaralar holding açıyı
Paraları pavyonlarda saçıyı
Her gün bir şeyleri alan kaçıyı
Behey gözlerim kör müsün besin

Uyanık geçinin sözde ayıksın
Sana ne yapsalar ona layıksın
Oltaya takılmış sen bir balıksın
Behey gözlerim kör müsün nesin

KIZILTUĞ’um kazanlardan taşasın
Yorulmaya da engelleri aşasın
Haksızlar elinde sen bir maşasın
Behey gözlerim kör müsün nesin

Doğruluktan yana gider
Ben yoluma kurban olam
Ne düşmanlık ne kin güder
Ben yoluma kurban olam

Verdiğin başa kakmaz
Elin helalına bakmaz
Adam vurmaz adam yakmaz
Ben yoluma kurban olam

Kızıltuğ’um candan sever
Herkes kendi yolun över
Bu yol kerbelaya gider
Ben yoluma kurban olam

Duyan duysun duymayana söyleyin
Piyangodan para vurdu küt diye
Radyolar söyledi mecmualar yazdı
Gazetede resmim de çıktı küt diye

Bacım geldi soruy gardaşım burda mı
Gözaydına getirmiş buzdolabı
Emmim de getirdi bir teze halı
Küsülüler barıştı mı küt diye

İçten bayılıyım yüzden gülmüyüm
Çekilen geliyi hç gelmem der miyim
Gözüm çıka ki imza atmayı da bilmiyim
Köyü beni muhtar etti mi aynı günü küt diye

Dedim avrat aman bize ne oldu
Dedi süs herif süs o yannı da bakışınan doldu
Duyunca almanyadan dayım da geldi
Kapıda bir taksi durdu mu küt diye

Televizyon teyibi de getirmiş
Tabi dayım istanbulda gümrüğünü de yatırmış
Aceleynen pasaportunu yitirmiş gidememiş
Köyde kaldı mı dayım küt diye

Oğlum geçen sene bir öküz çaldı
Etini yedi geberesice gönünü sattı
Polis de yakalayıp içeri attı
Kırk seneyi hakim bastı mı oğlana küt diye

Geçen günü savcı beye göz attım
Para vurduğunu ona da anlattım
Üç beş bini de avukata da uzattıydım
Akşam oğlum çıktı geldi küt diye

Dedim para Allah mısın ya nesin tövbe haşa
O Allah'a gardaş mısın sen nesin
Bir anda haksızı haklı edersin
KIZILTUĞ da bunu plak bastı mı küt diye

Merhaba canım dostlarım
Yurdunuza gurban gurban
Malatya başımın tacı
Fethiye'ye gurban gurban

Kerem gibi yana yana
Mansur'um çekildim dar'a
Ana köyüm MURSALıma,
Yazıhan'a gurban gurban.

Yolları var büke büke
Geldim ne çileler çeke çeke
Bir ölçeğe kırk teneke
Arguvan'a gurban gurban.

KIZILTUĞ’um böyle yazar
Dertliler canından bezer
Tohma nehri sınır dizer
Sularınıza gurban gurban.

Kaç defa söyledim gidersem gelmem
Sevip sevip ayrılması nasılmış
Yıllardır ki sana olan aşkımı
Yele verip savurması nasılmış

Seni gören âşık deli oldu gezer
Duruşun bakışın ceylana benzer
Sıra sana geldi vefasız güzel
Yakıp yakıp kavurması nasılmış

Gençlik yıllarımı sen ettin haram
Komazdın yanında beş dakka duram
Hep ben mi zannettin nenniler çalam
Ona buna yar olması nasılmış

KIZILTUĞ’um binmiş batan kayığa
Göz göre göre öldürmek düşmez şanığa
Adam bulamazdım salam yanığa
Ona buna yalvarması nasılmış

O dağları sırtıma sarmış gibiyim
O yıllar gizli gizli neler götürmüş
Bir tırın altında kalmış gibiyim
Yıllar gizli gizli neler götürmüş

Sarayım yıkılmış surum yıkılmış
Dert sorarsan dağlar gibi yığılmış
Benim bir deliden farkım yoğmuş
Yıllar gizli gizli neler götürmüş

Kızıltuğ’um düven oldu felek harman
Sürdü sürdü belden çıkmadı saman
Ben kadehlerinen sabah ettiğim zaman
Yıllar gizli gizli neler götürmüş

Gamı gasaveti yalan dünyada
Yaşasam nolacak ölsem nolacak
Bana düşeceği zaten bir mezar yeri
Dünya'nın tapusunu alsam nolacak.

Bütün servetimi gardaş verdim şaraba
Ondan küsü tuttu bana hısım akraba
Babam olsa bile oğul bir ölmüş adama
Ağlasam nolacak gayri gülsem nolacak

Kimi saray dikti gardaş kimi ev yaptı
Mal mülk feleğinmiş zalim bizi aldattı
Hani sultan Süleyman'ın o tacıynan tahtı
Yedi asır dünyada kalsam nolacak

KIZILTUĞ’um der ki gardaş bu günler geçer
Kitleyen kapıyı elbet gün gelir açar
Bir Milcen arkandan vurur bir hançer
Ali kadar aslan olsan nolacak

Karı kışı bahane eden vefasız
Çiğdem çiçek açtı hanı nerdesin
Koyunlar kuzladı dağlar yeşerdi
Derelerden sular coştu nerdesin sen

Bana ilaç ettin dağın karını
O da söndürmedi gönül narımı
Yedi yabancılar sordu halimi oy oy
Ölümlerden döndüm soysuz nerdesin sen

KIZILTUĞ’um der ki o çağlar geçti
Felek tırpan attı sinemden biçti
Simsiyah saçıma çok aklar düştü
Aha ömrüm geçti soysuz nerdesin sen

Kul olan sevmez mi zevki sefayı
Yürekte var elde yoktur ne yazık·
Benim secdem duvara mı dolana
Güzeller çirkine güler ne yazık.

Felek vurmuş kenar kenar gidiyor
Zenginler fakiri alay ediyor
Kimi gülüp kimi alay ediyor
Gözü sağlam köre güler ne yazık.

Vakti geldi yüce dağda kar varını
Ölüyorum yürek yanık nar varını
Bu kullarına da cennetinden yer varını
Saçı uzun kel'e güler ne yazık.

Bu dert böyle gidecek mi ebedi
Hata ettiysen bari tövbe de
O Cenabı Hüda böylemi dedi
Sağlamlar sokakta güler ne yazık.

KIZILTUĞ'um hakka tutmuş özünü
Bana methediyor kendi sözünü
Herkesin anası var öper gözünü
Der ki Ali öksüzmüş ne yazık.

Hançer vurup şu sinemi dağlatır
Soram hele ben feleğe neyledim
Üç gün güldürse beş ağlatır
Soram hele ben feleğe neyledim

Kurutmadı gözlerimin yaşı
Nere gitse bırakmadı peşimi
Zehir etti ekmeğimi aşımı
Soram hele ben feleğe neyledim

Yaz geldi mi kuru otlar güverir
Derdi ben çeker eller ne bilir
Güvendiğim dallar elime gelir
Soram hele ben feleğe neyledim

Kızıltuğ’um dökemedim içimi
Bilemedim kabahatim suçumu
Her sene bir yana yükler göçümü
Soram hele ben feleğe neyledim

Niye beni kollarına almadın
Cahil diye birkaç tane vurmadın
Geceli gündüzlü yanındayıdım yar
Niye sarıp muradını almadın
Almadın sen almadın yar almadın

Hoyratlar elinde solmuş gül ettin
Reşat altınıydım beni pul ettin
İkimize bu dünyayı dar ettin yar
Neyin vardı niye beni almadın
Almadın sen almadın yar almadın

KIZILTUĞ’um yara buldum özünde
Ölenece dolanırım izinde
Yaralandım ölüyordum dizinde
Get vefasız bir yaremi sarmadın
Sarmadın sen sarmadın yar sarmadın

Bir gün zalim felek döner başıma
Elin kızı değil mi kardaş bir kara bağlar o kadar.
Topraklar dolar kipriğime kaşıma
Üç beş gece bir ateş yanar o kadar.

Bacılarım hep ele karşı ağlarlar
Aynayı görünce başın bağlarlar
Anam çok ağlarsa onu dağlarlar
Fotoğraflar evden kalkar o kadar.

Yavrularım kalır neydem babasız
Karı gider kocaya kalır anasız
Ben bilirim soyha dünya vefasız
Şen evime eller dolar o kadar.
Geldim gittim derler o kadar
Bu ev benim derler o kadar

Kardeşlerim mendil bağlar başına
Üç gün sürmez herkes yine gider işine
Herkes oturur gine masanın başına
Keyf keyf deyip içki içerler o kadar

Şu dünyaya gelmeseydim eyimiş
Oğul deli misin bu dünyanın malı mülkü neyimiş

Derler ki bu yazıyı böyle yazan kimimiş
Sorma gardaş Ali KIZILTUĞ'du amma öldü derler o kadar.
Geldim gettim o kadar
Kondum göçtüm o kadar


Durup otururken gözyaşım akmaz
Onun içeride bir derdi olmasa
Kardeş kardeşine kuyu mu kazar
Elkızı ortada delil olmasa

Biri kağıt oynar birisi dama
Ömrüm sabahıdı döndüm akşama
Bir de bizde elin kızı var vururum amma
Yavrularımın anası olmasa

Nehire de deli gönül nehire
Bal yerine ben uğradım zehire
Bu kadar kıyam olur muydu nevşehire
Orda hünkâr Hacı Bektaş olmasa

Alır deli gönlüm feryadım alır
Felek vurdu gardaş her yanım ağrır
Bu doğru sözler hep gizli kalır
KIZILTUĞ'um gibi aşıklar olmasa

Derdimi söyletme dertsiz adama
Güler geçer yüreğime dert olur
Her yüze güleni dostun belleme
Kara günde sadık dostun bellolur

Uzağı yakını görmese eğer
Sonu hüsran dizlerin döğer
Kıymetinden fazla verirsen değer
Gücün yetmez nazlı olur tellolur

Kızıltuğ’um derdini deşme deliye
Halden bilmez ne geçecek eliye
Sermayem olan bir saz kaldı geriye
Dili olsa da bir konuşsa bellolur

Bir gün giderisem fani dünyadan
Acep bu halimi duyan olur mu
Gardaş diye yer etmiyen bacılar
Tutup saçlarından yolan olur mu

Mirasçılarım ondan bundan sorarlar
Hem sordurup hem ceplerimi yoklarlar
Fakir diye namaz kılar mı hocalar
Acep namazımı da kılan olur mu?

Yine seslerimi çalar mı teyip
Bantlar silindikçe olur mu kayıp
Yüzüme KIZILTUĞ eyiydi deyip
Ölünce arkamdan söven olur mu?


Genç yaşımda aklar düştü saçıma
Gurbet elde çok eğlendim ondan mı?
İçmek istiyorum gine ölem ki sabaha kadar
Nazlı yardan ayrı düştük ondan mı?

Ellerim yüzümde ölem ki görsen gözlerim yolda
Sanki Eyüp Peygamber'in dertleri bende
Bir çay içenece bile gardaş duramam evde
Nazlı yar hanede of of yoktur ondan mı?

Benim bu derdime ölem ki sevda karışık
Bizim Ali de her çileye alışık
KIZILTUĞ dururken oldu bir âşık
Dediğini alamamış bilmem ondan mı?


Aramıza da girmiş dağlar denizler
Gelemem diyorum sen gel diyorsun
Kar yağmış yollara örtülmüş izler
Bulamam diyorum öf öf sen bul diyorsun

Sanma bu sevgimiz sence yaygara
Ne dertler bıraktın hep sıra sıra
Sen yoksun ya öyle ıssız Ankara
Duramam diyorum öf öf sen dur diyorsun

KIZILTUĞ’um da baharımı yazımı
Hangi kalem yazmış öf öf benim yazımı
Dert ortağım da olan dertli sazımı
Çalamam diyorum öf öf sen çal diyorsun

Niye benden uzak uzak gidersin
Senin derdin beni bir gün öldürür
Hiç derdim olsa bana yetersin
Senin derdin beni bir gün öldürür

Mayıl oldum kipriğine kaşına
Zehirler doğrama tatlı aşıma
Ne zaman gelecek aklın başına
Senin derdin beni bir gün öldürür

Kızıltuğ’um bülbüllerin ötüyü
O öttükçe firgatlarım artıyı
Resimlerin mektupların yetiyi
Senin derdin beni bir gün öldürür

Söyle Azrail’e nolur güller sana gelmesin
Ben senin yerine de ölürüm zaten
Lodosun vurduğu da karlı dağ gibi
Ben senin yerine her gün eriyim zaten
Ateşin üstünde bir sana yağ gibi
Ben senin yerine her gün eriyim zaten

Buna Kızıltuğ’um dayanmaz özü
Kahrolası felek de görmedi bizi
Sen bir kara koyun oldun ben de bir kuzu
Her gün ardın sıra da meliyim zaten
Etme gülüm etme
Ben senin yerine de ölüyüm zaten

Sana bağlamıştım umutlarımı
Sen de yalan çıktın öteki gibi
Suya sele verdim kütüklerimi
Sen de beni ağlattın öteki gibi

Var mı benim gibi boynunu büken
Saçlarıma aklar doldu genç iken
Yaza çıktım diye sevinir iken
Sen de kar yağdırdın öteki gibi

Yanıyorum ataş koydun özüme
Bundan sonra yar görünme gözüme
İşin bitenece güldün yüzüme
Sen de beni öldürdün öteki gibi

Sanki Kızıltuğ’um neyin yoğudu
Suların bulandı bağlar kurudu
Elimde avcumda her şey bozuldu
Sen de beni yıktın öteki gibi

Şu zalım gurbet çıktı çıkalı
Sulu tarla ile bahçem perişan
Gelini oğlundan evvel gidiyor
Oğlu memur olmuş baba perişan.

Çektiğim çileler haddini aştı
Köyüm viran olmuş görenler şaştı
Koyunu kuzuyu da bırakan kaçtı
Karı hanım oldu anam perişan

Sana ne diyeyim gurbette evin
Söyletmen Ali'yi yara çok derdin
İneğin göksünü kör etti gelin
Acından ölüyor dana perişan.

Naylon çıktı kayıp oldu dolaklar
Kara günde ne geç olur sabahlar
Harap olmuş altlı üstlü konaklar
Gurbetin elinden (baykuşun sesinden) evler perişan.

Gecekondu yapan köyüne düşman
Kendi efendi olmuş garı çok şişman
Gayrı bundan sonra heç beni sorman
Âşıklarda KIZILTUĞ'um perişan.

Karşı yoldan bir kervan gider
Köyden şehre giden göçe bak göçe
Garı ne dediyse anayı dövmüş
Babaya küfrediy hele piçe bak piçe.

Köyden giden ya bir memur olur ya da odacı
Tanımaz kardaşını olur yabancı
Köyde fistansız dolaşır bacı
Kulaktan kulağa saça bak saça

Yılar deli gönül bu dertten yılar
Arz eden sılayı döner de arar
Ne dedeye inanır ne namaz kılar
Müslümanım deyi hele suça bak suça

Yine yaz gününe kurudu hurmam
Bu el benim değil ben vallah durmam
Söyle KIZILTUĞ'um söyle dillere kurban
Saza boş ver gardaş  hele söze bak söze

Bunca hatıralar bunca maziler
Sana kolay gelir beni öldürür
Feleğin yazdığı kara yazılar
Sana kolay gelir beni öldürür

Işıkların söndü gitti bir anlık
Ondan beri evim barkım karanlık
Nerden çıktı bu zamansız ayrılık
Sana kolay gelir beni öldürür

Ali Kızıltuğ’um attın ataşa
Ben ölür giderim sen binler yaşa
Kaderle bıraktın beni baş başa
Sana kolay gelir beni öldürür

Ne kaderdir ne talihtir ne çile
Köyüm senden geçer miydim sebep var
Sebebi söylesen yuvam bozulur
Ana senden geçer miydim sebep var

Oğlum dedin muradıma ermedin
Bahçe ettin bir gülümü dermedin
Bana kitap aldın acer geymedin
Baba senden geçer miydim sebep var

Döşeli odamı sarmış örümcek
Aklınıza yetti onu görünce
Aç susuz tarlalarda yolduk mercimek
Bacı seni atar mıydım sebep var

Yarem yüreğimde nasıl sarayım
Derman için bir tabibe varayım
Parayınan satılmıy ki bir gardaş alayım
Gardaş senden ayrılır mıydım sebep var

Her nereye gitsem gülmedi bahtım
Felek bir yel estirdi ki götürdü bu dağı
Yandım kaderimden ben neydeyim şaştım
KIZILTUĞ’A kötü demem dostlar bir sebep var

Sekiz öküz bir tarlada vuruşuylar ha…
Acından ölen danaya da gülüşüyler ha…

Sekizi de yemiş şişmiş
Kuyruğuna kırlar düşmüş
Her birine bir köy düşmüş bölüşüyler ha…

Birini sürdüler adaya Beşini sürdüler karaya
Menfaat girdi mi araya Ne güzel barışıylar ha…

Dört yüz elli beş yüz tosun Öküz olacağı kesin
Bunlar neyinen doyar düşün
Amaniyin gelişiyler ha…
Erinmeden gelin geçin
Hangi öküz iyidir seçin
Kızıltuğ’a toslamak için çalışıylar

Yıkarıdım şu dağları
Sen bana destek olaydın
Kurutmazdım o bağları
Sen bana destek olaydın

Bağımda baykuş ötmezdi
Yolumda diken bitmezdi
Feleğin gücü yetmezdi
Sen bana destek olsaydın

Saraylar hanlar yapardım
Yan gelir her gün yatardım
Belki de sana tapardım
Sen bana destek olaydın

Düşmanlara taşlanmazdım
Muhannete borçlanmazdım
Kocamazdım yaşlanmazdım
Sen bana destek olaydın

Kızıltuğ’um içmezidim
Meyhaneden geçmezidim
Bu hallere düşmezidim
Sen bana destek olaydın

Kömür gözlüm gel ayrılak
Sen bir yana, ben bir yana
Usandım elin dilinden
Sen bir yana ben bir yana.

Yurtları ayrı kuralım
Bir zaman ayrı duralım
Eller dizime vurayım
Sen bir yana vur, ben bir yana.

Unutma eski günleri
Eller yapar düğünleri
Gel sıkalım şu elleri
Sen bir yana ben bir yana.

KIZILTUĞ'um neye dalmış
Ölem saçların ağarmış
Azrail cana gelmiş
Sen bir yana ben bir yana.


Ne dağlar dolaştım ne yollar aştım
Denizler geçtim gölde ne var ki
Saraylar yıktım hanı devirdim
Nelerden vaz geçtim sende ne var ki

O yârin dilinden ballar akardı
Konuştukça kuru çaylar akardı
Yar canım dedikçe canım çıkardı
Ben onu unuttum sende ne var ki

Birimiz gülüdük birmiz gonca
Ne hayaller kurduk sennen ömür boyunca
Dudağım kururdu sesin duyunca
Ben onu unuttum sende ne var ki

Kızıltuğ’um da yar gelmedi sözüme
Ataş attı ciğerime özüme
Ayrılırken felç getirdim yüzüme
Ben ondan geçmişim sende ne var ki

Diyar diyar göçmez idim
Senden oldu senden oldu
Ben bu kadar içmez idim
Senden oldu senden oldu
Hayırsız yar senden oldu

Havaya baktım ayazlık
Etme zalım bana yazık
Saçımdaki şu beyazlık
Senden oldu senden oldu
Hayırsız yar senden oldu

Bundan sonra halin sormam
Keramet etsen inanmam
Benim gurbet kuşu olmam
Senden oldu senden oldu
Hayırsız yar senden oldu

Akar gözyaşım durmazdı
Yar gelip halim sormazdı
Kızıltuğ âşık olmazdı
Senden oldu senden oldu
Hayırsız yar senden oldu

Oyalar gönül oyalar
Koyun kuzuyu kovalar
Saçımdaki bu boyalar
Senden oldu senden oldu

Boynun bükük bağrın delik
Sende olasın yar benim gibi
Ettin (oldun) bir yaralı geyik
Sende olasın benim gibi

Benim gibi benim gibi
Yar yanasın benim gibi

Yalvarsın ona buna
Şu felek düşmanın ola
Ellerin koynunda kala
Düşünesin benim gibi

Benim gibi benim gibi
Yar yanasın benim gibi

Bu dağdan şu dağa göçen
Gül yerine de diken biçen
Gece bile kalkıp içen
Dertlolasın benim gibi

Benim gibi benim gibi
Yar yanasın benim gibi

Benim gibi yanmış KEREM
Koymadın vademle ölem
KIZILTUĞ'u ettin verem
Yar da yansın benim gibi

Benim gibi benim gibi
Yar yanasın benim gibi

Vefasız yar nerde kaldı sözlerin
Devir döndü dünya döndü sen döndün
Şaşı oldu ey bakmıyı gözlerin
Devir döndü dünya döndü sen döndün

Senin yücelerde gözün varıdı
Bizim evler enginidi darıdı
Niye benden deli gönlüm farıdı
Devir döndü dünya döndü sen döndün

Güneşin önünü sardı bulutlar
Boşa getti o hayaller umutlar
Bizim tavuk başka eve yumurtlar
Devir döndü dünya döndü sen döndün

Kızıltuğ’um çıkmaz oldu avazım
Parasız adamın ölmesi lazım
Kara kışa döndü baharım yazım
Devir döndü dünya döndü sen döndün

Gül idim sarardım soldum
Senin yüzünden yüzünden
Sigara içtim kefçi oldum hep
Senin yüzünden yüzünden

Konu komşular duydular
Gelip canana kıydılar
Adımı sarhoş koydular
Senin yüzünden yüzünden

Bağ ceylanım dağa gitti
Gül ekdikçe hardal bitti
Emmim dayım küsü tuttu
Senin yüzünden yüzünden

Aradım dermanlar buldum
Yad eller de öl ne derdi
Saz çaldım ben aşık oldum
Senin yüzünden yüzünden

KIZILTUĞ’um yana yana
Nalet olsun şu sevdaya
Ta ki küsmüşüm mevlaya
Senin yüzünden yüzünden

Seni her gördükçe başım dönüyü
Sevgi midir sevda mıdır bu nedir
Ciğerlerim avucuma geliyi
Sevgi midir sevda mıdır bu nedir

Uzaktan yakından görse gözlerim
Bağlanıyor yürümüyor dizlerim
Lal oluyor konuşmuyor dillerim
Sevgi midir sevda mıdır bu nedir

Kızıltuğum işte halım bu benim
Yalanısam kurtlar yesin ciğerim
Çok sevdiğim için yoktur değerim
Sevgi midir sevda mıdır bu nedir

Sevdasını çektiğim oy nazlı dilber
Göz ucuynan baksan ölür müsün sen
Ver elin elime çıkak dağlara
Duyarlarsa pişman olur musun sen
Aman dağlar aman…

Ben bir derde düştüm seni sevdim seveli
Çürüttün ömrümü de meyil verdim vereli
Ağzı şekerlenmiş eller kınalı
Bayram günü gelse gine kovar mısın sen

Yıllardır ki hasretine yanarım
Ağlayacak göz mü koydun sevdiğim
Eller gibi vedalaştın ayrıldın
Söyleyecek söz mü koydun sevdiğim

Sen gittin gideli boş kaldı yuvam
Bunca boşa getti emeğim çabam
Ben nerelere gidem nerede bulam
Arıyacak iz mi koydun sevdiğim

Bozdun bağlarımı güze dönderdin
Kahri gazabını bize dönderdin
Yaktın yüreğimi köze dönderdin
Bir gün gelip buz mu koydun sevdiğim

KIZILTUĞ dünyada gülmedi zaten
Bir dost bulamadım elimden tutan
Bu derdin sahibi yaşamam zaten
Öz canıma göz mü koydun sevdiğim


Bir kaşınan bir gözünen olmuyu
Ben sana sevmeyi öğretemedim
Ele gelen bahar bize gelmiyi
Ben sana sevmeyi öğretemedim

Sevgi çok güzeldir ama bilene
Sennen yaşayana güller sennen ölene
Zehirli sözleri benzer yılana
Ben buna sevmeyi öğretemedim

O kadar nazlı ki o kadar telli
Oturup konuşsan ne tatlıdır dili
Ne yokuşu belli ne düzü belli
Ben buna sevmeyi öğretemedim

Kızıltuğ’um ne dalgınsın hayrola
Ölmemişsin yaşıyorsun aşk ola
Belki hayvan olsa gelir diyorlar
Ben bu cahile sevmeyi öğretemedim

Ne çarığını kaldı nede çorabım
Ben aşkın peşinde yaya kalmışım
Felek güzelleri taksim eylemiş
Bir çirkin yar ile sona kalmışım.
İster gâvur olsun ister ermeni
Bir güzeli dediğine vermeli
Kötü yârin kahrı kocattı beni
İşte böyle halden hale kalmışım.

Bir dert aldı yanıyorum özümden
Ağlamadan yaş geliyor gözümden
Sen beni eğledin güzel köyümden
Yar senin yüzünden şarda kalmışım.

KIZILTUĞ'um der ki sevda neyimiş
Şu dünyaya gelmeyeydim eyimiş
Dünya kurulurken torpil varımış
Kanatsız kuş gibi yolda kalmışım.

Bir kalemim kaldı bir kuru sazım,
O yazıyı o çalıyı efendim.
Fırsat elde iken sürün devranı,
Ne yaşarsan o kalıyı efendim.
Sorma efendim

İstemem dünyaya bir daha gelem
Sanki az mı geldi çektiğim çilem
Feleğin elinde bir kara kalem
Her gün bir dal karalıyı efendim
Sorma efendim

İçerim kadehim düşmez elimden
Sonu boş değil mi korkma ölümden
Her gün bizi kazmayınan belinen
Felek bizi oyalıyı efendim.
Sorma efendim

Kızıltuğum neler yemiş bu toprak
Kimler gelmiş gitmiş bir Tarihe bak
Dallarda sallanan yemyeşil yaprak
Güz geldi mi sararıyı efendim.
Sorma efendim

Gece gündüz yâre doğru söylerim
Ben ahtıma durdum sen de durasın
Şu deli gönlümü senlen eğlerim nolur
Ben ahtıma durdum sen de durasın

Anlatamam gönlümdeki hisleri
Senden sonra uğratmadım püsleri
Yar belime sardım o kemer beşleri
Ben ahtıma durdum sen de durasın

Kızıltuğum seni seviyor vallah
Cihan bir olsa geri vermem
Cennet mahkeme olsun şahit vallah
Ben ahtıma durdum gülüm durasın

Hançer vurdun bu sinemi
Dildin felek dilinesin
Beni gurbet gurbet böyle
Sürdün felek sürünesin
Sürün – sürün

Bilemedim neydi hatam
Dal koymadım daldan tutam
Saçlarımı tutam tutam
Yoldun felek yolunasın

Kara giyen bilmez nakış
İster küs ister barış
Bir gün iniş bir gün yokuş
Yordun felek yorulasın

Kızıltuğ’um dünya boşa
Ben ölem de sen bin yaşa
Beni böyle taştan taşa
Vurdun felek vurulasın

Bundan sonra güzel yâre
Çunarısam tövbe ola
Yaşı küçük cahil yâre
Bakarısam da tövbe ola.

Dostlar ısrara gelseler
Çifte kurbanlar kesseler
Yar sofrasına bal deseler
Lokma alırsam tövbe ola.

Gül toplasam demet demet
Elde olmuyor merhamet
O yar gösterse keramet gardaş
İnanırsam daha tövbe ola

Aklımı başıma alsam
Gedip KIZILTUĞ'uma bir danışsam
Gayrı yüz yıl bekâr kalsam
Felek evlenirsem tövbe ola.

Üç gün acı poyraz beş gün kaba yel
Yüce dağlar karın aldı kurtuldu oy
Üç gün allar giydi beş gün yeşiller
Sevdiğim kız gelin oldu kurtuldu

Bir gün görünmezsem gelir sorurdu
Arar bir mahlede beni bulurdu
Kaçıram dedikçe ağlar dururdu
Aptal yârim ellere vardı kurtuldu

O yar meyil vermişidi zengine
Altın kemer saracakmış beline
Dalga geçti bennen gitti ellere
Beni meydanlarda koydu kurtuldu

Dağdan aşılır mı yolsuz yolaksız
Yârim gül toplanmaz ki elsiz ayaksız
Sen ki bu Ali'yi koydun muratsız
KIZILTUĞ'u verem etti kurtuldu

Neyini gördüm ki neyini sevem
Dünya batacakmış beni umrumda değil
Kaçanlıkla geçti bu garip ömrüm
Dünya batacakmış beni umrumda değil

Eller yer değişti bizler dilendik
Kazma kürek topraklarda belendik
Kula kulluk ede ede geberdik
Dünya batacakmış beni umrumda değil

İki oda yaptırdım evimiz diye
Yüz defa yıktılar onu tapusuz diye
Bulgarlara da daire verdi hediye
Dünya batacakmış beni umrumda değil

Kızıltuğ’um gözlerimin yaşısın
Sazım benim ekmeğimsin aşımsın
Sarayı villaları olan düşünsün
Dünya batacakmış beni umrumda değil

Gurbet ele gider gitmez
Unuttun zalım unuttun
Ah'ım seni iflah etmez
Unuttun zalım unuttun

Tespihimden boncuk  ettin
Ağlayarak kalktın gittin
O Kuran'a da yemin ettin
Unuttun zalım unuttun

Konu komşu gördü bizi
Buluşurduk gizli gizli
Harmandaki mazimizi
Unuttun zalım unuttun

KIZILTUĞ’u gör yaradan
Niye ayrı durdun adam
Üç ay geçmeden aradan
Unuttun zalım unuttun

Başkaları aldı yerleri of unutuldum biliyorum
Kesildi mektubum telim unutuldum biliyorum

Yarım kalan bardaklarım içer içer hep ağlarım
Çınlamıyor da kulaklarım ben unutuldum biliyorum

Albümlere sığmazıdık bakar baka doymazıdık
Sabahaca da uyumazdık unutuldum biliyorum

Nerde olsan buluyordun benden hesap soruyordun
Şimdi nasıl da duruyorsun unutuldum biliyorum

Kızıltuğ’um çilem yetti herkes bir şey aldı gitti
Aramızdan çalı bitti unutuldum biliyorum

Bir ay beş ay değil oldu bir sene.
Bayramları saya saya osandım.
Ne kendisi geldi ne haber saldı.
Ondan bundan sora sora osandım.

Gurbet senin olsun sıla da bana
Ölürüm derdimden ben yana yana.
Eller yari ile gezdi kolkola
Kız ona buna çuna çuna osandım.

Zalım gurbet yollarımı bağlamış
Daha gelmem dedim o yar durmuş ağlamış
Şurda bir gelin dedi ki Ali o yar el etmiş kız
Dizlerime vura vura osandım.
Etme etme osandım ah osandım

Yolcu kölen olam nolur KIZILTUĞ'umdan ne haber
Kaç yıl oldu ki Ozanlık etti vallah ne gelir ne gider
Her nereye getsem bacım dutmadı gader
Saçlarımı yola yola osandım.
Etme etme osandım


Beyefendi sözlerini unuttu
Kendi sanar terazide düzen var
Kok kömürü torpiliyle zengine
Tezeğinen yemekleri pişen var.
Etme uyan uyan
Yapma uyan uyan
Tutma uyan uyan

Yaşıyor dünyada zengin olanlar
Kapısında köle fakir olanlar
Kucak kucak satılıyor ormanlar
Uyan gayrı memlekette tufan var
Etme uyan uyan
Yapma uyan uyan
Tutma uyan uyan

Alırsın vebali bunca herkesin
Niye ben dağda çobanım sen efendisin
Oturma evinde hasta irezil
Doktorlardan hastasını döven var
Etme uyan uyan
Yapma uyan uyan
Tutma uyan uyan

KIZILTUĞ’u ipe çeksen haklısın
Bakıyorum yoksullara dargınsın
Sana söylüyorum ne çok dalgınsın
Memurlardan odacıya söven var

Giden gitsin köyüm gam çekme boşa
Hep gidip gidip gelecekler üzülme
Bir taş yeri için kavga kopacak
Karış karış bölecekler üzülme.

O maksi giyenler giyecek fistan
Yine şenlenecek o bağı bostan
Bardak beğenmeyenler içecek tastan
Yayla yayla göç olacak üzülme

Çoban bulunmuyor mala davara
Çekti, çekti aldı götürdü Almanyayı
Köylülere binek oldu tayyare
Boz eşeğe binecekler üzülme

Oğlu babasıyla etmez bayramı
KIZILTUĞ'um şu köylerin hayranı
O sinekler düşen eşki ayranı
Horul horul içecekler üzülme

Vefasız yar mihnetlere dertlere
Hepsine de alıştırdın alıştım
Bunca kahirlere bunca dertlere
Sen hepisine de alıştırdın alıştım

Bir insan vefasız olmaz bu kadar
Bayramda seyranda bir mektup yazar
İçki sigara her gün sabaha kadar
Hepsine de alıştırdın alıştım

KIZILTUĞ’um can evinden seversin
Dünya malı senin olsa neydersin
Bunca dertlerimin sebebi sensin
Sen hepisine de alıştırdın alıştım

Eğer pişmanısan verdiğin cana
Verdiğin günü senin olsun geri al
Bu dünyayı zindan eyledin felek bana
Gördüğün gün senin olsun geri al felek geri al

Anadan öksüzüm babadan yetim
Dalım yok kolum kaldım yetim
Dünyada gözüm yok ölmek niyetim
Gördüğün gün senin olsun geri al felek geri al

Nasıl yazdın bu karanlık yazıyı
Günden güne yaralarım azıyı
Kuzularım (yavrularım) ürktü benden teziyi
Gördüğün gün senin olsun geri al felek geri al

Benim bir destimi aldım elime
Bilmem bu feleğin bana kastı ne
Sanki kuma geldim onun üstüne
Gördüğün gün senin olsun geri al zalım geri al

Kulaklarım sağır gözüm kör değil
Yarattığın kulun hepsi bir değil
Sanki Yusuf bu Allaha kul değil
Gördüğün gün senin olsun geri al felek geri al

Hançer vurup bu sinemi
Dildin felek dilinesin
Beni gurbet gurbet böyle
Sürdün felek sürünesin

Bilemedim neydi hatam
Dal koymadın nerden tutam
Saçlarımı tutam tutam
Yoldun felek yolunasın

Kara giyen bilmez nakış
İster küs ister barış
Bir gün iniş bir gün yokuş
Yordun felek yorulasın

KIZILTUĞl’um dünya boşa
Ben ölem de sen bin yaşa
Beni böyle taştan taşa
Vurdun felek vurulasın

Gurban olam erkanıma yoluma
Kemer best bağlatır pirimiz bizim
Şah Hüseyin için dökeriz yaşı
Allah Allah söyler dilimiz bizim

Güllerimiz kokar misk ile amber
Ali'nin önünde kılavuz kamber
Hakkın buyurduğu çizgide gider
Ergi ürgü getmez yolumuz bizim

Keramettin "firavuna" gösteren
Bir kuru duvara binip yürüten
Abdal Musa'ya hocalık eden
Hünkar Hacı Bektaş pirimiz bizim

Muhammed Mustafa'nın damadı
Fatma’dan Hasan Hüseyin oldu
Edebi erkanı kendisi oldu
Allah'ın Arslan’ı Ali'miz bizim

KIZILTUĞ’um şah diyeni asmışlar
Odur budur hep bizlere küsmüşler
Nesiminin derisini yüzmüşler
Daha kurumadı kanımız bizim

Bir görüşte selvi boyum devirdin
Beni halden hale koydun yalancı
Ellerin koynumda koydun sevindim
En iyi günün de böyle ola yalancı.

Ahım vardır her giz yüzün gülmeye
Ağlamaktan iki gözün görmeye
Hafız hoca cenazene gelmeye
Üleşiye de kuşlar döne yalancı

Belediye vere mezar parasın
Taşsız bir mezarda kayıp olasın
Hani söz vermiştin gide gelesin
Dillerini yılan yesin yalancı.

Belediye versin mezar parası
Taşsız bir mezarda kayıp olasın
Hani söz vermiştin gide gelesin
O dillerin de yılan yiye de yalancı

KIZILTUĞ’um yar sevmeye şartladım
Bir yar için her çileye katlandım
Senin için malım mülküm harcadım
Dar günümde uğramadın yalancı


Bunca zenginler yüzüne
Gül bakalım yalan dünya
Sen pervane yel Allah'tan
Dön bakalım yalan dünya

Yazın yağmur kışın da kar
Sana da bir emreden var
Ne saç koydun ne de sapan
Yol bakalım yalan dünya

Bir olacak ağan paşan
Mehdi gelecek yavaş sen
Bir gün senden fakir düşen
Dur bakalım yalan dünya

Gücüm yetmez küserim ben
Derde düştüm kederimden
KIZILTUĞ'a bir taş da sen
Vur bakalım yalan dünya

Yama dağları da gardaş yiğitin yeri
At üstünde gezerdi felek ağanın biri
Mekan eylemişti oğlan yukarı gölü
Kaç gündür de benim ağam gelmedi

Yiğit idi bükülmezdi bileği
Elifi almaktı o yusufun dileği
Kime  şikayet edem yavrum ben bu feleği
Kaç gecedir oğlum benim uykum gelmedi

Beş mi almış oğlan giderdi öne
Anası yalvarır nolur komşular gelin de yusufum öne
Akşamdan haber oğlan salmış geline
Kaç gecedir de benim uykum gelmedi

Oğlum bu düğüne gitme yavrum gelmesin geri
Emmim ordana korkma nolur kurt yemez beni
Kardaş kardaşı vursa bir kız için
Ağlama anam öldürmez beni
Kaç gecedir de benim uykum gelmedi

Davul ile zurna karşı geldiler
Bahşiş için biner lira aldırlar
Gitme yavrum bugün bir düş gördüm
Bunlar sana tuzak kurdular
Kaç gecedir de benim uykum gelmedi

Bir beşli aldım yenide yeni
Elif yalvarıyı yusuf nolur beri gel beri
Kardaşıyın çadırına inmeden yusuf vurasın beni
Kaç gecedir de benim uykum gelmedi

Elif ben sana kurşun atamam
Sen kara topraklarda yar ben yorganda yatamam
Beşli aldım daha geri satamam
Ismarladım ev sahibi gelmedi

Kollarım kırıla oy oy attım bir kurşun
Kardaşım bağırıyı deyi ki şu yusufa bir yetişin
Soldu rengi de elif ile güneşin
Kaç gecedir de benim uykum gelmedi

Yerişan vuruyo oğlana bir gavur gibi
O dağlar ağladı yusufum yusufum deyi
Sorar ağasını kardaş aşireti köyü
Nerde kaldı genç ağamız gelmedi

Savcı gelmiş cenazelere bakmış ey
Eyvah oğlan kıza kız oğlana yatmış ey
Anası da yavrum yavrum deyi meleşir
Ben bildim ki oğlum gelmedi

Benden selam söylen o katil yama dağına
Niye ihanetlik etmiş bu genç ağama
Ali kızıltuğ'um der ki dostum dünya neyime
Çok güldüm oynadım kader sonum geldi

Gönül ummanlara daldı yar bu sene
Yağmur dedik karlar yağdı yar bu sene
Olmaz olaydı yar bu sene

Saçların yüzüme serdi viran etti belim eğdi
Korktuğum başıma geldi
Düşerim yar bu sene
Ben delolurum yar bu sene

Gözlerimden yaşlar çağlar
Viran oldu bahça bağlar
Başıma yıkıldı dağlar yar bu sene
Ben ölürüm yar bu sene

Kızıltuğ’a gönül verdi
Yemin eder de ayrılmam derdi
Kız korktuğunuz başıma geldi
Gel bu sene ya bu sene
Ben ölürüm de yar bu sene


Sanma uzaklarda gözü görmüyü
Benden başkasına yar etmem seni
Sabır sabır amma baktım olmuyu
Benden başkasına yar etmem seni

Bin defa adını söylerim her gün
Şu cihan bir olsa terk etmem tergin
Gün gelir karşında biterim bir gün
Benden başkasına yar etmem seni

Yeter gayrı ben doldurdum çilemi
Ben ağlayam yabancılar güle mi
Hep cefaların bana sefan ele mi
Benden başkasına koklatmam seni

KIZILTUĞ’um der ki kaynayam taşam
Bir tek isteğim var yara kavuşam
Ölüm ise ölüm yaşamsa yaşam (bunu bil)
Benden başkasına yar etmem seni

Gurbet eli mekan tutup gelmeyen
Vefasız yar gözüm görür yavaş sen
İkrar verip ikrarında durmayan
Baykuş ile çadır kurdum yavaş sen.

Gün gibi doğdun yel gibi estin
Kötü söz mü söyledim ki yar bana küstün
Tutam tutam tuttun saçımı kestin
Cahil aklım böyle çaldın yavaş sen.

Merhamete gel güneşim ayım
Nasıl beni unuttun yüreği gayım
Hemi kulun hemi kölen olayım
Duvar gibi adam oldu yavaş sen.

Yolların üstünde ne demiş idik
Hangimiz konuşsak yar he demiştik
Yadigar diye bir yüzük değiştik
Elin parmağında gördüm yavaş sen

Yine de küsmedim sana güneşim ayım
Nasıl benden vazgeçti yüreği kayım
Hemi kulun hemi kölen olayım
Duvar dipleri odam oldu yavaş sen

Sanma ayaktayım yine baştayım
Ceylan oldum karşı dağı taştayım
Ölmedim amma ağır hastayım
KIZILTUĞ'a haber verdim yavaş sen.


Bugün seyran ettim bizim elleri
Baykuşlara mekan olmuş yaylalar
Yine demet demet açmış gülleri
Dedim ki merhaba, küsmüş yaylalar.

Dedim yaylam ağan paşan nerede
Dedi gurbet çıktı kim var burada
Hem ağladım hem söyledim orada
Kurda kuşa mekan olmuş yaylalar.

Bere girmez kara koyun kaçardı
Berci gelin arkasından koşardı
Her çadırda bir kazan süt pişerdi
Yayığın tuluğun noldu yaylalar.

Dedim yayla yok mu senin bir tas ayranın
Boynun büktü çok ağladı yaylalar
Fakir olmuş yaylalar
Dedi ki keyvenim kanım oldu yaylalar

Nur gibi suları yosun bağlamış
Gezdim o yurtları kimse kalmamış
Benim KIZILTUĞ'um kurban adamış
Meğer vadem yete ölem yaylalar.

Gayrı bu gurbetin yakasın bırak
Bize bu hasretlik de yeter yar yeter
Hangi yola gitsem bir hatıran var
Derdim hattan aştı yeter yar yeter.

Gettin ki sevdiğim geri gelmeye
Böyle mi konuştuk orda kalmaya
Para mı toplarsın arsa almaya
Bizim kötü evlerimiz yeter yar yeter.

Dertli ettin ben çok çundum ellere
Bana küsüp gitti gurbet ellere
Ömür denen şey de benzer deftere
Bir gün KIZILTUĞ da biter yar biter.


Gel vefasız şu yurtlara hor bakma
Senin ile yayla  yaylamadık mı?
Beni atıp gurbet ele giderken
Oturup yollarda ağlamadık mı?
Yollar söylen söylen Canlar söylen söylen

Bahçelerde gazellerim sararmış
Bilemedim sevda ömre zararmış
İster gül ister ağla bu dünya yalanmış
Keremin türkülerini dinlemedik mi?
Eller  söylen söylen canlar söylen söylen

Gel seninle karşı dağa geçelim
Yurtlar bozuk bu yıl nere göçelim
Çaylar izin verirse bir su içelim
Senin ile yemlik yıkamadık mı?
Çaylar söylen söylen canlar söylen söylen

Köye yakınıdı büyük tarlamız
Yüksek yerde serin değil miydi havamız
Kurumuştu yolunduydu arpamız
Bir diken üstüne bağlamadık mı
Otlar söylen söylen canlar söylen söylen

Tanıdım bu aşık alidir ali
Adam sevdiğine böyle eder mi deli oy deli
Söğütün altında otları derip
Aşkımıza gelip doğramadık mı?
Dağlar söylen söylen canlar söylen söylen  

Zalım yar derdine düştüm düşeli
Söylesene ben ne zaman güldüm yar
Her zaman da ağlanmaz ki ağlayam
İçerime ata ata öldüm yar

Bir kumaşı güve yerse özünden
Hayır gelmez basmasından bezinden
Hep senin derdinden senin yüzünden
Vura vura bu bağrıma deldim yar

Kızıltuğ’um nalet ola bahtına
Dağlar olsa dayanmazdı ahtına
Elimde sazımla geldim kapına
İster azat eyle ister öldür yar

Bir zincir halka dediler zalim gurbete
Benim de boynuma geçtin Almanya
Turna gibi elden ele uçarken
Eşimi elimden aldın Almanya

Fakirlik, gurbeti sen icat ettin
Paran başın yesin ömrüm mahvettin
Sılada yavrularım yetim bıraktın
Yapılmış yuvamı yıktın Almanya

İşçi kurumundan haberin aldım
Emmime, dayıma haberler saldım
Öküzüm, tarlamı sattım da geldim
Şimdi bir köşede kaldım Almanya

Hasret koydun beni güzel yurduma
Yeşil Mark'ın çare olmaz derdime
Örümü çürüttün fabrikalarda
Perişan halime güldün Almanya

Sana gelem diye bir yıl çalıştım
Dura dura hasretliğe alıştım
KIZILTUĞ’un der ki gezdim, dolaştım
En güzel şehrin Köln Almanya

Zaman geçti yoksa unuttun mu nazlı yar
Ne belalı gülümüdün sen bir zaman
Ben ağladım mı oturur sen de ağlardın
Sabahaca uyumazdın bir zaman

Yar gözümde koydun bunca havası
Yüce dağın enginlerin ovası
Cihan sele gitse tutmazdın yanası
Deli kahkahalar savuruydun bir zaman

Oy bu sözlerim yara kalsın hediye
Yar beni severse eller ne diye
Gedip Kızıltuğyu bi görem diye
Unuttun mu taş duvardan atlıyıydın bir zaman

Boşuna gelmişim yalan dünyaya
Sanmayın ki size zararım oldu
Melhem bulamadım azgın yaraya
Bir kaç gazlı beze zararım oldu

Yokuş çıktım inemedim inişe
Tahsilim yok giremedim bir işe
Hırsız oldum kapatıldım hapise
Bir kaç yavan ekmek zararım oldu

Gün geldi canımdan osandım bezdim
Ben kendi canıma fermanlar yazdım
Atsız arabasız hep yaya gezdim
Bir kaç kara lastik zararım oldu

KIZILTUĞ’um dost bulamam gönlümce
Amma beni çok ararlar ölünce
Usta bir saz çalamadım ömrümce
Bir kaç sarı tele zararım oldu

Nasıl aldanmışım vefasız yara
Meğerse cahilden yar olmazımış
Şekere katsalar gitmez acısı
İnandım zehirden bal olmazımış

Her kaşı karaya eyleme havas
Hayatın boyunca edersin savaş
Koyunun yününden dokunur kumaş
Keçinin postundan şal olmazımış

Cihana hükmeden sen olsan devlet
Huzursuz sarayın köşkü mezar et
Yar ile hoş geçin isteme servet
Daha ondan güzel bal olmazımış

Kızıltuğ’um başsız gövde yürümez
Kim nerde ne çekiyi bilinmez
Yüz sene toprakta kalsa çürümez
Aslı altın olan pul olmazımış

İLETİN

  • Bulamadığınız türkü sözlerini iletişim bölümünden bize iletebilirsiniz.
  • İlginiz için teşekkür ederiz.